|

Kriz Aşınızı Yaptırdınız mı ? Tüm dünyada A gribinin etkileri ve aşı konusu tartışılırken, ülkeler ise ekonomik krizin bulaşma etkilerini yok etmeye çalışıyor. Krizin son bulaştığı ülkeler Dubai ve Yunanistan olurken, sırada İspanya, Baltık Ülkeleri , Portekiz ve İrlanda olabilir söylentileri tedirginlik yaratıyor.
Ekonomik krizin etkileri geçti, piyasalar artık düzlüğe çıkmaya başlıyor denildiği noktada görünen o ki, günü atlatma adına atılan adımlar bazı ülkeleri ciddi bir borç sarmalına ulaştırmış durumda. Krizin başladığı günlerde aralarında İzlanda, Macaristan ve Romanya’nın da olduğu ülkeler derin bir borç krizine girmiş ve bu krizi IMF ve Avrupa Birliği’nin desteğiyle geçici bir süre atlatmıştı. Geçen 12 ay içinde birçok ülke için benzer senaryolar gündeme geldi. Ama kasım ayına kadar bu belirtilerin hepsi söylentide kaldı. Krizi atlatmak için kamu harcaması yapılması ve bunun da kamu borçlarıyla finanse edilmesi bazı ülkelerde artık yürütülemeyecek bir borç sarmalına dönüşmüş durumda. Bu çıkmaz doğal olarak ilk etapta güvenin daha az olduğu küçük boyuttaki ekonomileri etkilemekte. Çölde Cennet yaratmak : Dubai Dubai son on yıldır ciddi bir biçimde, bölge ekonomisinin cazibe merkezi olma yolunda çalışmalar yapmakta. Ülkede gelir vergisinin sıfır düzeyinde olması, ülke tanıtımı için yapılan inanılmaz boyutta harcamalar, Maliyeti çok yüksek olan inşaat projeleri bunların başında yer alıyor. Örneğin ülkenin tanıtımında önemli rol oynanan Emirates Havayolları yıllardır büyük ölçüde zarar etmesine karşı hükümet tarafından sübvanse edilmekte. Klubün İngiliz futbol ligine harcadığı yüz milyonlarca euro yatırım, uçaklarında en lüks hizmeti ucuza sunması şirketin zararlarını her gün arttırmasına karşın ülke tanıtımı için bunlara göz yumulmakta. Aynı şekilde denizin ortasında yapılan dünya şeklindeki ada projesi veya 1.000 m uzunluğu ile dünyanın en uzun gökdelenini yaratma çabaları, ülkenin kendine tanıtma adına yaptığı inanılmaz boyuttaki harcamaları göz önüne seriyor. Ama unutulan bir gerçek cebinde para olmadan borçla yapılan bu yatırımların, kesinlikle bir geri dönüşü olması gerekliliği. Bunca yıldır yapılan yatırımlara karşın, İngilizce deyimiyle “ yokluğun ortasında” olması ülkeye yapılan yatırımın getirisini son derece düşük kılıyor. Bu getiriler ile de borcunu çevirmek imkansız hale geliyor. Avrupa’nın şımarık çocuğu Yunanistan Yunanistan AB’nin ilk üyeleri arasında en küçük ekonomiye sahip olanı. AB’nin kuruluşundan bu yana ekonomik olarak en çok yardım ve sübvansiyon alan ülke olduğu herkesin ortak görüşü. Bu yapının içinde ekonomik olarak gelen bu rahatlık ülkenin üretmeyip, sadece tüketen bir ülkeye dönüştüğü uzmanların temel görüşü. AB’nin Euro para birimini kullanan bir üyesi olması sayesinde, borçlanması da son derece kolay olan Yunanistan, borçlanarak harcamaya yıllarca devam etti. Gelinen noktada ülkenin borcu, GSYİH’nin %125’ine denk gelmiş durumda. Yüzde 12.7 ile AB’nin en büyük bütçe açığına da sahip olan ülke için artık tehlike çanları çalmaya başlamış durumda. Bu durumun sürdürülemez olduğu konusu artık derecelendirme kuruluşlarının da gözüne yıllardan sonra da olsa çarpmış durumda. Ülkenin birkez daha bu borç yükünü AB’nin diğer ülkelerine yıkarak mı bu krizi atlatacağı yoksa acı hapı kendilerinin mi içeceği hala bir muamma konusu. Sıradakiler İrlanda,İspanya,Portekiz A gribi gibi bu borç krizinin bulaşıcılığı bir hayli yüksek. Borç sarmalındaki her ekonominin ateşi her an çıkabilecek durumda. İrlanda dış borcunun milli gelirin 10 katı üstünde olması ile bu noktada riskli ülkeler kategorisinde ilk sıralarda yer aldığı konuşuluyor. Yine İspanya ve Portekiz ekonomilerinin borçlanarak ve emlak balonları etkisinde yaşadığı son 5 yıllık büyümenin artık bir sonunun geldiği ve bu ülkelerin borç çevirme sorunu ile karşılaşmasınının an noktası olduğu yorumları yapılıyor. Türkiye ve Borç sorunu Türkiye’nin son 7 yıl içinde kamu açıklarında gerçekleştirdiği büyük düşüş ile krize avantajla girdiği söylenebilir. Ama son 2 yıldır yaşanan devasa bütçe açıkları piyasaları ilerleyen dönemde kaygılandırmaya başlayabilir. 2009 yılında kamu borçlanması rekor düzeylere ulaşmış durumda. Hazine faizlerinin düşük olması sayesinde bunun etkilerini çok hissetmese de, bütçe açıklarının büyümesi ve kamu borçları üzerinde oluşan bulaşma etkisinin ülkemize de geçmesi, 2010 yılında çok zor günler geçirmemize neden olabilir. 2010 yılında ihtiyacımız olan kamu finansmanını, yükselen faiz ortamında yapmamız ülke bütçesinde telafisi olmayan yaralar açabilir. |