|
VOB Dünyanın Çok Gerisinde
Dünya genelinde türev piyasalar hızla büyüme trendinde... Bu pastadan daha çok pay almak isteyen vadeli işlem ve opsiyon borsaları da hummalı bir çalışma içinde. İşlem hacimleri de, bu çalışmalarının karşılığını aldıklarının bir kanıtı gibi. Ancak Türkiye bu hızlı koşuda arka sıralarda kalmış durumda.
Finansal piyasalarda son yıllarda yaşanan hızlı gelişmeler, kayda değer yenilikler doğurdu. Yatırımcılara sunulan araç yelpazesinin genişlemesi de, bu yeniliklerden biri oldu. Durmaksızın ilerleyen teknolojinin koşulları kolaylaştırması, hem öncekilerden farklı hem de daha karmaşık yapıdaki yatırım araçlarının piyasalarda yer almasını sağladı. Bu durum, yatırımcıların farklı beklentilerine cevap verebilecek enstrümanları bulmasını kolaylaştırırken, finansal kuruluşlara da daha fazla kâr elde etmeleri açısından önemli kapılar açtı. Diğer taraftan, yeni araçlar piyasalardaki çeşitliliği artırdığından daha fazla tasarrufun yatırıma yönelmesi, piyasalarda derinliğin artması ve piyasaların gelişmesi gibi önemli katkıları da beraberinde getirdi. Son dönemlerde çeşitlilik kazanan yatırım araçları arasında en çok dikkati çekenlerden biri de türev araçlar oldu. Yurtdışında oldukça yaygın olan bu enstrümanlar, yurtdışındaki kadar olmasa da, Türkiye’de de kullanılmaya başlandı. Forward ve futures sözleşmeleri ile opsiyon ve swap işlemlerinin tümü türev araçlar olarak adlandırılıyor. Bütün bunlar, herhangi bir malın veya finansal aracın ileri bir tarihte teslimatı yapılmak üzere, alım-satımının bugünden gerçekleştirilmesi esasına dayanan vadeli işlemler. Ancak yalnızca opsiyon ve futures sözleşmeleri organize borsalarda işlem görüyor. Bu araçların işlem gördükleri borsalar da vadeli işlem borsaları olarak adlandırılıyor. Önceleri tahıl ürünlerine yönelik alım-satımların yapıldığı vadeli işlem borsalarında, yeni gelişmeler ve artan ihtiyaçlar doğrultusunda finansal ürünlere yönelik sözleşmeler de yer almaya başladı. Bu tür sözleşmelerden yatırımcılar haberdar oldukça, vadeli işlem borsaları dünya genelinde tercih edilen, yüksek işlem hacmine sahip kuruluşlar haline geldi. Tarihi ve Gelişim Aşamaları Vadeli işlemlerin geçmişi 1800’lere kadar dayanıyor. Dünya piyasalarına birçok açıdan yön veren ABD, bu alanda da lider. Vadeli piyasaların oluşumuna bakıldığında, fiyat dalgalanmalarından korunmak isteyen Amerikalı çiftçilerin önemli bir role sahip olduğu anlaşılıyor. 1848 yılına gelindiğinde, tahıl tüccarlarının Chicago Board of Trade’i (CBOT) kurmaları bu alanda atılan önemli adımlardan biri olarak göze çarpıyor. Daha sonraki dönemlerde ise Londra, New York, Tokyo gibi günümüzde dünyanın önde gelen finans merkezleri arasında yerlerini alan şehirlerde vadeli işlem piyasalarının oluşturulmasına yönelik girişimlerin başlatıldığı görülüyor. Bugünün tablosu incelendiğinde ise; Chicago Board of Trade, Chicago Mercantile Exchange (CME), New York Vadeli İşlemler Borsası (New York Futures Exchange), New York Ticaret Borsası (New York Mercantile Exchange), New York Pamuk Borsası (New York Cotton Exchange), Tokyo Uluslararası Finansal Vadeli İşlemler Borsası (Tokyo International Financial Futures Exchange), Brezilya Ticari ve Vadeli İşlemler Borsası (Brazilian Mercantile and Futures Exchange-BM&F), Hong Kong Vadeli işlemler Borsası (Hong Kong Futures Exchange) dünya genelinde vadeli işlemlerin yapıldığı belli başlı borsalar olarak karşımıza çıkıyor. 1848’de faaliyete başlayan Chicago Board of Trade’de, ilk zamanlarda mısır, soya fasulyesi, buğday gibi yalnızca tarıma dayalı ürünlere dayalı sözleşmeler alınıp satılabiliyordu. CBOT’da gerçekleştirilen ilk kayıtlı forward sözleşmesi, 1851 yılında 3.000 kilo mısır üzerine yapıldı. Bu tarihten sonra forward sözleşmelere ilgi de artmaya başladı. 1868 yılında 8 adet standart sözleşmeye ulaşılmıştı. 1877’lerde spekülatörlerin de devreye girmesiyle, future sözleşmelerinde büyük gelişmeler görüldü. CBOT’da, tarım ürünleri dışındaki varlıklara dayalı sözleşmelere hemen geçilmedi. Bu arada yine farklı ürünlerin olduğu vadeli işlem borsaları kurulmaya devam etti. 1874 yılında yumurta ve diğer çiftlik ürünlerinin alınıp satıldığı Chicago Emtia Borsası (Chicago Produce Exchange), 1919 yılında ise Chicago Ticaret Borsası (CME) finans dünyasında yerlerini aldı. ABD’de İlk Finansal Vadeli İşlem Sözleşmeleri Birleşik Devletler’de 1970’lere kadar finansal vadeli işlem sözleşmelerine rastlanmıyor. 1970’li yılların başlarında ise, Bretton Woods antlaşmasının terk edilmesi sonucunda doların aşırı dalgalanması, bu alanda oluşturulacak yeni sözleşmelere zemin hazırladı. 1972 yılında da CME, dünyanın ilk finansal futures sözleşmelerini yatırımcılarla buluşturdu. Bunlar İngiliz poundu, Kanada doları, Alman markı, Fransız frangı, Japon yeni, Meksika pezosu ve İsviçre frangı olmak üzere 7 ülke para birimine dayalı olarak oluşturulan döviz futures sözleşmeleriydi. 1975 yılına gelindiğinde, CBOT’da, Government National Mortgage Association olarak adlandırılan kamu kuruluşunun mortgage sertifikalarına dayalı olarak çıkarılan futures sözleşmeleri işlem görmeye başladı. İlerleyen dönemlerde de ABD hazine bonoları ve tahvillerine dayalı sözleşmeler oluşturuldu. Zaman içinde ürün çeşitliliğinde hızlı artışlar gözlendi. 1982’de CME’de S&P-500 endeksine dayalı futures sözleşmelerinin işlem görmeye başlamasıyla da ilk defa borsa endeksleri vadeli işlem piyasalarına konu oldu. Günümüz tablosu incelendiğinde, ABD’de bu 2 borsa dışında kurulmuş borsalar ve işlem gören çok sayıda ürün bulunmakta. Chicago Board of Trade'de yatırımcılara sunulan tarım, Dow Jones endeksleri, metal ve faiz oranları olmak üzere 4 kategori altında 50’den fazla futures ve opsiyon sözleşmesi var. Ayrıca, ilk kuruluş dönemlerinde açık artırma usulüyle yapılan alım-satımların artık elektronik ortamda da gerçekleştirilebilmesi, işlem hacminin artışı açısından önemli bir avantaj sağladı. Yapılan yenilikler ve sunulan ürünlerle 2006 yılında Chicago Board of Trade'in işlem hacmi rekor kırarak 805 milyon sözleşmenin üzerinde gerçekleşti. Chicago Mercantile Exchange’de ise besin maddeleri, hisse senedi, döviz, emlak, hava gibi ürünlere dayalı sözleşmeler işlem görüyor. Bu başlıklar altında tereyağından süte, NASDAQ ve S&P-500 endekslerinden haftalık hava durumu sözleşmelerine kadar oldukça geniş çaplı ürün seçenekleri yatırımcıların önüne seriliyor. Bunların dışında, TRAKRS olarak adlandırılan ve geleneksel olmayan futures sözleşmelerini kapsayan ürünlerle, enerji sözleşmeleri de alınıp satılıyor. Geçtiğimiz yıl konuyla ilgili önemli bir gelişme yaşandı. Chicago Mercantile Exchange ile Chicago Board of Trade birleşti ve böylelikle 2 rakip borsanın güçleri bir araya geldi. Bu ortaklık, dünyanın en büyük türev piyasasını oluşturdu, ancak işlem yapma stillerinde herhangi bir değişiklik gerçekleşmedi. CME’de işlem yapmak isteyen yatırımcılar birleşme öncesindeki mevcut ürünlere yatırım yapabilirken, aynı durumun CBOT yatırımcıları için de geçerli olduğu görülüyor. New York Vadeli İşlemler Borsası, New York Ticaret Borsası, New York Pamuk Borsası da hesaba katıldığında, yatımcıların ne kadar çok seçeneğe sahip olduğunu açıkça görmek mümkün. Ayrıca, bu borsaların işlem hacimleri de her geçen yıl yeni rekorlar kırıyor. 2006 yılında CME’deki toplam işlem hacmi 2005 yılına göre %28 oranında artarak 1.3 milyar sözleşme olmuştu. 2006 yılında ise %19.5’lik büyümeyle CBOT’da 805 milyon sözleşmeye ulaşıldı. Birleşme sonrasında CME ve CBOT’un işlem hacimleri yaklaşık 2.8 milyar sözleşme olarak gerçekleşti. CME Grubu’nun işlem hacminin büyük kısmını, dünya genelinde en çok işlem gören eurodolar sözleşmelerinin başarısıyla bağlantılı olarak, faiz oranı futures ve opsiyonları oluşturuyor. Besin maddelerine dayalı sözleşmeler ise, gerçekleşen hacim içinde en düşük paya sahip. Avrupa da Bu Yarışta Ön Sıralarda
Avrupa’nın en büyük finans merkezi Londra’da, Uluslararası Finansal Vadeli İşlemler Borsası (The London International Financial Futures Exchange-LIFFE) 1982 yılında faaliyete geçti. LIFFE, 1979’da kambiyo işlemleri üzerindeki kontrollerin kaldırılması sonrasında kuruldu. Bu borsa sayesinde piyasa katılımcıları, kur ve faiz oranlarında yaşanacak dalgalanmalar nedeniyle maruz kalabilecekleri riskleri daha iyi yönetme imkânına kavuştular. Borsada ilk olarak kısa vadeli faiz oranlarına dayalı futures ve opsiyon sözleşmeleri yer alıyordu. 1992 yılında Londra Opsiyon Borsası (London Traded Options Market-LTOM) ile birleşmenin ardından, hisse senetlerine dayalı opsiyon sözleşmeleri de LIFFE’nin ürünleri arasına eklendi. Bu birleşme sonrasında borsanın adı London International Financial Futures and Options Exchange olarak değiştirildi. 1996’da Londra Emtia Borsası (London Commodity Exchange-LCE) ile birleşen LIFFE, böylece tahıl ve diğer tarım ve çiftlik ürünlerine dayalı sözleşmeleri de ürünlerinin arasına eklemiş oldu. Aynı yılın sonlarında LIFFE kendi kulvarında Avrupa’nın en büyüğü oldu. LIFFE’yi Paris Vadeli İşlemler Borsası (MATIF) ve Almanya Vadeli İşlemler Borsası (DTB) takip ediyordu.LIFFE’de de işlemler borsalarda yaygın olarak kullanılan sesli açık artırma yoluyla yapılmaktaydı. Ancak 1990’da yılında Deutsche Terminborse’un (DTB), elektronik sisteme geçmesiyle LIFFE güçlü bir rakiple karşı karşıya kaldı. DTB bu teknolojiyi, işlemlerini tamamen elektronik ortamda gerçekleştiren İsviçre Opsiyon ve Finansal Vadeli İşlemler Borsası’dan (The Swiss Options and Financial Futures Exchange-Soffex) kendisine uyarlamıştı. LIFFE’nin en fazla işlem gören ürünü 10 yıllık Alman Devlet Tahvili faizlerine dayalı futures sözleşmeleriydi. Ancak DTB bu alanda LIFFE’ye rakip oldu ve elektronik ortamda yatırımcılara aynı ürünü sundu. İşlemlerin yeni sistemde daha rahat ve düşük maliyetle yapılabilmesi, LIFFE’a kısa zamanda pazar payının büyük kısmını kaybettirdi. 1997 yılının ortalarında DTB’nin pazar payı %25’in altındayken ilerleyen süreçte bu oran %50’lere kadar ulaştı. 1997 sonunda LIFFE’nin pazar payı %10’a kadar düştü. 1998’de ise DTB ve Soffex birleşerek Eurex’i meydana getirdiler. Bu gelişme sonrasında da kârını büyük ölçüde kaybeden LIFFE, Eurex’le rekabet edebilmek için aidatları düşürdü. Yaklaşık bir yıl sonra LIFFE Connect adıyla oluşturulan elektronik platform sayesinde sesli açık artırma yönteminden elektronik sisteme geçildi; ancak bütün bu girişimler yetersiz kaldı. 2000’de Amsterdam, Brüksel ve Paris borsalarının birleşmesiyle kurulan Euronext, 2002 yılında LIFFE’yi de bünyesine kattı ve türev piyasalara ilişkin işlemleri Euronext.liffe adı altında topladı. Eurex’le Euronext.liffe arasındaki rekabet hâlâ devam ediyor... Brezilya’da Zengin Ürün Yelpazesi Brezilya’da 1917 yılında ihracatçılar, iş adamları ve emtia üreticileri São Paulo Emtia Borsası’nı (São Paulo Commodities Exchange-BMSP) kurdu. Bu borsada daha çok kahve, büyükbaş hayvan ve pamuk gibi tarımsal ürünler işlem görüyordu. 1985 yılında ise çeşitli finansal türev araçların alınıp satıldığı Ticari ve Vadeli İşlemler Borsası (Mercantile &Futures Exchange-BM&F) faaliyete geçti. 1991’de bu borsalar Brezilya Ticari ve Vadeli İşlemler Borsası (Brazilian Mercantile and Futures Exchange-BM&F) adı altında birleştiler. 1997’de de Rio de Janeiro Vadeli İşlemler Borsası, BM&F’ye katıldı. 2000’e gelindiğinde BM&F, GLOBEX Alliance sistemine üye oldu. Üye borsalarda işlem gören ürünlere elektronik bir platform aracılığıyla ulaşmayı sağlayan bu sistemin diğer üyeleri ise CME, Paris Borsası (Euronext NV), Singapur Borsası, İspanya Finansal Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası ve Montreal Borsası. Brezilya Ticaret ve Vadeli İşlemler Borsası, bu uluslararası bağlantıyı sağlayabilmek için Fransa’nın takas sistemini kendine adapte etti. BM&F’de işlemler hem sesli açık artırma yoluyla hem de elektronik ortamda gerçekleştirilebiliyor. BM&F’de ürün çeşitliliği de oldukça fazla. ABD doları olarak pamuk, kahve, besi hayvanları üzerinden futures sözleşmeleri bulunmakta. Ayrıca mısır, soya fasulyesi, büyükbaş hayvan, kahve üzerine sözleşmeler de mevcut. Altın, döviz kurları, faiz oranları, Ibovespa borsa endeksi üzerine futures ve opsiyon sözleşmeleri de işlem gören diğer ürünlerden. BM&F işlem hacmi bakımından dünyanın önemli borsaları arasında üst sıralarda. Ürün çeşitliliğindeki artış, işlemlerin elektronik ortama taşınması gibi yenilikler, son yıllarda gelişmekte olan ülkelere yönelik artan ilgi ve diğer başka faktörleri, işlem hacmini önemli ölçüde artıran nedenler olarak sıralamak mümkün. BM&F’nin işlem hacmi 2000 yılında 82.9 milyon sözleşme iken, 2002’de 95.9 milyon, 2006’da 258.4 milyon, 2007’de ise önceki yıla göre %50.35’lik bir artışla 426.36 milyon olarak gerçekleşti. 2007 yılında en çok işlem gören ürünler ise, faiz oranına dayalı future’lar, ABD doları ve Ibovespa future’ları oldu. Faiz oranına dayalı future’lar, %37.1’lik artış ve bunun sonucu olarak 221.63 milyon sözleşmeye ulaşan işlem hacmiyle en fazla tercih edilen ürünler arasında yerini aldı. İşlem Hacimleri Artıyor Dünya genelinde türev piyasalar hızla büyüme trendinde... Bu pastadan daha çok pay almak isteyen vadeli işlem ve opsiyon borsaları da hummalı bir çalışma içinde. Oluşturulan yeni ürünler, yatırımcılara daha kolay işlem yapma imkânı sağlayan alt yapı sistemleri, farklı ülke borsalarıyla yapılan işbirliği anlaşmaları, dünyanın farklı bölgelerindeki borsalarla gerçekleştirilen birleşmeler, işlem saatlerinin nerdeyse 24 saate kadar çıkarılması gibi pek çok adım atılmakta. CME ve CBOT birleşmesi sonrasında oluşan CME Grubu, Brezilya Ticari ve Vadeli İşlemler Borsası’nın %10’luk hissesini alacağını açıkladı. Ayrıca, CME Grubu ile Kore Borsası arasında, Kore Borsası endeksine dayalı futures sözleşmelerinin CME Globex olarak adlandırılan elektronik işlem platformunda işleme sokulması için bir anlaşma yapıldı. CME Grubun’dan yapılan açıklamada, bu sayede ürünlerin çeşitlendirilmesi ve Avrupa, Asya ve Latin Amerika’ya kadar geniş bir bölge yatırımcılarına ulaştırılması hedeflendiği belirtildi. Eurex, Euronext.liffe gibi pek çok borsa da bu tür anlaşmalara imza atıyor. Bütün bu gelişmeler, hiç kuşkusuz borsalardaki işlem hacimlerine de yansıyor. Vadeli İşlem Piyasaları Birliği’nin (Futures Industry Association-FIS) raporuna göre, tüm dünya genelinde vadeli işlem ve opsiyon borsalarında gerçekleşen işlem hacmi 2007’nin ilk 9 aylık döneminde bir önceki yıla göre %26.6 oranında artarak 11.4 milyar sözleşme oldu. 2006 yılında toplam işlem hacmi 11.859 milyar sözleşme olmuştu. 2006’da bir önceki yıla göre %19, 2005’de %12, 2004’de ise bir önceki yıla göre %9 oranında büyüme görülmüştü. 2006 yılı verileri, emtia sözleşmelerinde hızlı bir yükselme yaşandığını, ancak finansal ürünlere dayalı sözleşmelerin hâlâ çoğunlukta olduğunu ortaya koydu.2007’nin ilk 9 aylık dönemi verileri incelendiğinde, ABD vadeli işlem ve opsiyon borsalarının işlem hacimlerinin rekor seviyelere ulaştığı anlaşılıyor. Bu durum aslında, subprime kredi piyasalarında görülen dalgalanmalar nedeniyle zor durumda kalan hedge fonların, içinde bulundukları yanlış pozisyonlardan kurtulmak için ters pozisyon almalarının bir sonucu. Aynı şey Avrupa futures ve opsiyon sözleşmeleri için de geçerli. Ancak dünyanın çeşitli ülkelerinde, bu dalgalanmadan bağımsız nedenlerle ortaya çıkan rekorlar da var. Bunun en güzel örneklerinden biri, Hindistan Borsası. Bu borsada 2007’nin ilk 9 aylık döneminde gerçekleşen işlem hacmi önceki yıla göre %82.1 artış gösterdi. Güney Afrika JSE Borsası da bir önceki yıla göre %224.7’lik bir artışla rekor kırdı. Her iki örnekte de hisse senetlerine dayalı futures sözleşmeleri büyük ölçüde etkili oldu. Dünya genelinde en çok işlem gören sözleşmelerden Kospi-200 endeksine dayalı opsiyon işlem hacimleri ise, bir önceki yılın aynı dönemine göre %11.4 yükseldi. Emtia alanında da özellikle de tarım ve enerjiye dayalı sözleşmelerin işlem hacmi büyüdü. Tarım ürünlerine dayalı futures ve opsiyon sözleşmeleri işlem hacimleri 2007’nin ilk 9 ayında %28.6, enerjiye dayalı sözleşme işlem hacimleri ise %29 oranında arttı. Tarım alanındaki sözleşmelerde en fazla artış Çin’de görüldü. VOB’a Piyasalardan Eleştiriler Var Resmi kuruluşu 4 Temmuz 2002’de tamamlanan Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası (VOB), 4 Şubat 2005’de İzmir'de faaliyete başladı. Futures ve opsiyon sözleşmelerinin elektronik ortamda alınıp satılmasına imkân sağlayan VOB, Türkiye’nin ilk özel borsası olma özelliğine sahip. VOB’un hissedarları ise; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, İzmir Ticaret Borsası, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliği, Akbank, Garanti Bankası, İş Yatırım Menkul Değerler, İMKB Takas ve Saklama Bankası, Türkiye Sınai ve Kalkınma Bankası, Yapı ve Kredi Bankası ve Vakıf Yatırım Menkul Değerler. VOB’da hisse senedi, döviz, faiz, emtia olmak üzere 4 ayrı piyasa bulunuyor. Ürünler açısından inceleme yapıldığında, döviz futures sözleşmeleri kapsamında YTL/dolar ve YTL/euro kurları işlem görürken; faiz futures sözleşmeleri altında DİBS 91, DİBS 365 faiz endeksleri ve gösterge DİBS endeksleri devreye giriyor. Bunların dışında endeks futures sözleşmeleri altında İMKB-30 ve İMKB-100 endeksleri; emtia futures sözleşmeleri altında da pamuk, buğday ve altın sözleşmeleri mevcut. Dünya geneliyle kıyaslandığında VOB’daki ürün çeşitliliği oldukça az. Ayrıca futures ve opsiyon sözleşmelerinin işlem görmesine yönelik olarak kurulan VOB’da, opsiyon sözleşmelerinin yer almaması da dikkat çekiyor. Son dönemde finansal piyasalara sunulmaya hazırlanan varant’ların, vadeli işlem yapma şansı vermesi açısından yatırımcılar için fayda sağlayacağı ve ürün çeşitliliğini artıracağı yönünde olumlu yorumlar var. Ancak bu ürünlerin sermaye piyasalarına sunulmasından önce VOB’un opsiyon piyasalarını oluşturması gerektiği yönündeki eleştiriler de sermaye piyasalarında çokça dile getiriliyor. VOB’da İşlem Hacmi Türev piyasalar dünya genelinde oldukça yaygın... İşlem hacimleri ise yükselme trendinde. Vadeli işlem piyasalarındaki işlem hacmi 2004 yılında %4, 2005’te ise %12 oranında artış göstererek önemli bir başarı yakaladı. 2006 yılında vadeli işlem hacimlerinde %30, opsiyon işlemleri hacminde %10’luk bir büyüme görüldü. Bu noktada önemli bir detay da; organize piyasalarda işlem gören türev ürünlere, tezgah üstünde işlem görenler de dahil edildiğinde, rakamların daha da büyük boyutlara ulaşması. Türkiye özelinde ele alındığında da, bu yükseliş trendini hissetmek mümkün. VOB işlem hacmi, zaman içinde başarı grafiğini yükseltti. 2005 yılında faaliyete başlayan VOB’un ilk faaliyet yılında işlem hacmi İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın (İMKB) %1'i kadardı. 2006 sonunda bu oran %10, 2007 sonunda da yaklaşık %60’a çıktı. 2005’in ilk 11 aylık döneminde toplam işlem hacmi, pozisyon kapamalar dahil 3 milyar YTL iken, 2006 yılında toplam işlem hacmi pozisyon kapamalar dahil 17 milyar YTL oldu. 2007’yi 2006'ya oranla 6.5 katlık artış ve 117 milyar YTL'lik işlem hacmi ile kapatan VOB’un yatırımcı sayısı 2007 yılı başında 12 bin civarındayken yıl sonunda 50 bin seviyesine ulaştı. 2007 yılında hem adet hem de YTL cinsinden işlem hacminin en büyük kısmını endeks sözleşmeleri oluşturdu. Faize dayalı sözleşmeler ise en az işlem gören ürünler arasında. Tüm bu rakamları dünya örnekleri ve İMKB ile karşılaştırdığımızda, hâlâ gidilmesi gereken çok yol olduğu görülüyor. Örneğin, işlem saatleri konusunda VOB hâlâ birçok dünya borsasının gerisinde. Dünya borsalarının önemli bir kısmı neredeyse günün 24 saati endeks future piyasalarını online olarak açık tutarken, Türkiye 09.30-17.10 saat aralığına hapis kalmış durumda. Tüm işlemlerin online yürütülebildiği bir sistemde zaman kısıtlaması olması ne kadar doğru anlamak mümkün değil! Ayrıca yerli yatırımcıların büyük çoğunluğu VOB’da işlem gören araçlarla ilgili yeterli bilgiye sahip değil. Dolayısıyla, VOB’a yönelen yerli yatırımcı sayısı da oldukça az. VOB’un kuruluşuyla, türev ürünlerin ülkemizdeki gelişimi açısından önemli bir adım atılmış oldu. Ancak dünya genelindeki faaliyetler izlendiğinde, hâlâ yapılması gereken işler, alınması gereken kararlar var. VOB’un tanıtımına yönelik çalışmalar yapılması ve yerli yatırımcıların piyasalara yönlendirilmesi oldukça önemli. Ayrıca opsiyon piyasalarının oluşturulması, yeni ürünlerin piyasaya sunulması da piyasaların gelişimi için olmazsa olmazlardan. Tek hisse senedine dayalı sözleşmelerin piyasalara sunulmasına yönelik çalışmaların hızlandırılması da, piyasaya yeni dinamizm kazandıracak faktörlerden bir diğeri. Pozitif gelişmelerin yanı sıra tüm bu eksik parçaların tamamlanması, VOB’un da dünyadaki benzerleri gibi başarılara imza atması açısından büyük önem yaşıyor. UZMAN GÖRÜŞÜ Ali Bahçuvan BORYAD Başkanı “VOB da İstanbul’a taşınmalı” VOB ülkemiz için yeni bir borsa olmasına karşın, yıllardır beklenilen ve sektörün hazırlıklı olduğu bir borsa. Özelikle kur riskinin bu kadar yüksek olduğu bir dönemde, gerek reel sektör gerekse ithalat ve ihracatçılar tarafından daha fazla kullanılmalı ve riskini hedge etmek isteyen yatırımcılar tarafından da daha çok tercih edilmeliydi. Beklenen başarının yakalanamaması; borsanın yeterince tanıtılamaması, yönetim eksikliği ve yer tercihinin yanlış olduğunun ortaya çıkması nedenlerine bağlanabilir. Merkez Bankası’nın bile İstanbul'a taşınacağını göz önüne alarak, VOB'un da İstanbul'a taşınması ve İMKB yönetiminde idare edilmesi gerektiğini düşünüyorum. “İşlem saatleri ve enstrüman sayısında trendin gerisindeyiz” Vadeli işlem borsalarının işlem saatlerini incelediğimizde, sadece seans sürelerinde işlem yapan bizim gibi borsaların yetersiz kaldığını, seans saatleri dışına çıkan borsaların daha başarılı olduğunu ve piyasaya da ışık tuttuğunu görüyoruz. Şu anda dünyanın birçok vadeli işlem borsasında 24 saate kadar işlem yapılabilmekte. Dünya piyasalarının birebir izlendiği bir trend yaşıyoruz. Bu trende uyarak, dünya piyasalarıyla eş zamanlı işlem görebilecek olan vadeli işlemler borsasında, hem işlem hacmi hem de derinlik artışı olacaktır. Bu, aracı kurum kârlarına da olumlu etki yapacaktır. Ayrıca, enstrüman sayısı konusunda da ülkemizde dünyaya göre çok geride kaldığımızı söylemem gerek. Tüm bu değişiklikleri yapmak hiç zor değilken, kamu kurumu mantığı ile var olan düzeni devam ettirmeye çalışmak çok yanlış. Eğer İstanbul'u finans merkezi yapacaksak, önce uluslararası piyasalara tam entegrasyonu sağlamalıyız. VOB, Türkiye'deki tüm sanayi ve ticaret odalarını teker teker dolaşarak, her gittiği ilde vatandaşlara yönelik tanıtım konferansları düzenleyerek kendini tanıtmalıdır. Yoksa piyasada günlük işlem yaparak bir nevi kumar oynayan kitle ile herhangi bir yere varılması mümkün değil. Bunu da VOB’da hesap açan bireysel ve kurumsal yatırımcı hesap sayısını karşılaştırarak anlayabiliriz. Her iki unsur dengeli bir şekilde artmalıdır. |