Advertisement
Ana Menü
Anasayfa
Araştırmalar
Temel Eğitim
Etkinlikler
Basında Boryad
Hakkımızda
Arama
İletişim
Linkler
Haberler
English
Giriş Formu





Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun
Hava Durumu
Tobin Vergisi PDF Yazdır E-Posta
30 04 2010

 Tobin Vergisi’mi Geliyor ?

G–20 toplantılarının ilkinde Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, Tobin Vergisine destek verirken, İngiltere Başbakanı Gordon Brown da Sarkozy’i vergi konusunda onaylamıştı. Son olarak, Brezilya’nın Tobin Vergisi uygulayacağını açıklaması konuyu alevlendirdi

Sermaye girişine getirilen bu vergilendirme aslında yeni bir uygulama değil. Özellikle serbest piyasa düzeni öncesinde, sermaye kontrolünü sağlayan bu tür uygulamalara sıkça rastlanıyordu. Sermaye hareketlerinin serbestleşmesi ile Tobin Vergisi gibi müdahaleler de sadece kriz dönemlerinde hatırlanır oldu. Yaşadığımız son krizde de aksi yaşanmadı ve Brezilya’nın Tobin Vergisini uygulayacağını açıklaması ile vergi tekrar gündeme taşındı.

 

 

Tobin Vergisi

Vergi, ilk kez 1971 yılında, Amerikalı Nobel ödüllü iktisatçı James Tobin tarafından kısa vadeli sermaye girişlerinin piyasada hassasiyet yaratması ve döviz spekülasyonlarına yol açması nedeni ile bir önlem olarak ortaya atıldı. Bu tür döviz girişlerinin istikrardan uzak ve spekülasyona açık bir yapı sergilediğini öne süren Tobin, 1978 yılında sermayeden binde 1 ile binde 5 oranında vergi alınmasını da önerdi. O tarihten bu yana da sermaye hareketleri üzerinde uygulanacak vergiler, James Tobin’in adının ardından ‘Tobin Vergisi’ olarak anılmaya başladı.

Sıcak paraya müdahale, serbest piyasa döneminin öncesinde önemli bir iktisat politikasıydı. İkinci dünya savaşı ve Bretton Woods toplantıları döneminde sermaye girişine sıcak bakılmazken, sermaye kontrolleri de oldukça sıkı tutuluyordu.

 

Ama 70’ler sonrası sermaye hareketliliğinde, tam tersi bir tablo ortaya çıktı.  Sermaye,  istediği yöne akan ve spekülasyona açık bir karaktere bürünmeye, arbitraj kazancı sermayeyi yönlendiren temel rehber oldu.  Sermayenin büyük boyutlarda hızlı hareket etmesi ise halk arasında “sıcak para” olarak ifade edilmeye başlandı.

 

Sermaye hareketliliğindeki bu serbestlik, yatırımcıların yüzünü güldürse de ülke ekonomileri üzerinde bir takım olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Örneğin, sermayenin kısa süreli kalması,  döviz arz fazlalıkları oluşturarak, düşük döviz kuruna sebep oluyor. Buna karşılık ulusal para birimi değerlenirken, ihracat pahalılaşıyor ve ithalat cazip hale geliyor. İhracatın zayıflaması ile ticaret açıkları ve kapanmaz cari açıklar da kaçınılmaz hale geliyor. Cari açıklarla birleşen aşırı değerlenen para birimleri devalüasyon riski ile birleşerek ekonomileri çıkmaza sürükleyebiliyor.

 

Sermayenin ani giriş/çıkışları, kurlarda oynaklıkla beraber cari işlemler sorununu da beraberinde getiriyor. Ekonomik özerkliğin hayal olduğu böyle bir ortamda, ulusal para biriminin değerini koruyabilmek ise iyice zorlaşabilir. Kısaca, ülkenin istihdam, büyüme ve gelir dağılımı gibi makro-ekonomik göstergelerinin de olumsuz etkilenmesi ile kırılgan ekonomiler krize dahi sürüklenebiliyor.

 

Sıcak para ve Tobin Vergisi ilişkisine baktığımızda, Tobin Vergisinin küresel sermaye hareketine müdahale etme amacı taşıdığını söyleyebiliriz. Diğer bir deyişle, sermayenin gönlünce uluslarası piyasada dolaşmasına “bir dakika” etkisi yaratmayı hedefleniyor. Ayrıca, verginin kısa vadeli sermayenin ani çıkışlarla yaratacağı istikrarsızlığı azaltma çabası da var.

 

Brezilya’nın Tobin Vergisini uygulamasını destekleyen uzmanların vergi ile ilgili ortaya koydukları en önemli ayrıntı verginin, ülkelere gelen sermayeleri kısa vadeden uzun vadeye yöneltmeyi amaçlaması. Verginin yüzde 2 olması başta az gibi gözükse de ülkede sayılı ay kalan paranın karından önemli bir kısmı alabiliyor. Yatırımcılar da bu vergiyi ödemektense ülkede daha uzun kalmayı tercih edebilirler. Öte yandan, bu durumun tam tersi de gerçekleşebilir. Sermaye giriş ve çıkışlarından alınacak yüzde 2 gibi bir vergi sermayenin uzaklaşması ile de sonuçlanabilinir. Böyle bir verginin, uzmanlara göre, mali politikalarla desteklenmedikçe uygulaması daha büyük sıkıntılara yol açabilir. Mesela, bizim gibi sıcak paraya da ihtiyaç duyan ülkeler, bu sermayenin eksikliğini daha sonra ağır faturalarla ödemek zorunda kalabilir.

 

Uzmanların dikkat çektiği bir diğer nokta ise Tobin Vergisinin efektif olması için sadece belirli bir ülkede uygulanmasının yetersiz olabileceği. Nedeni ise yatırımcıların verginin uygulandığı ülke yerine başka ülkelere yönelmeleri. Söz gelimi, Türkiye Tobin Vergisi uyguladığı takdirde yatırımcılar Türkiye’de yatırım yapmayı iki defa düşünecekler, sermayenin daha serbest hareket edebileceği ülkelere yöneleceklerdir. Küresel uygulama vergiyi daha anlamlı hale getirecekse de bütün ülkelerin bu vergiyi uygulamalarını beklemek de pek mümkün değil.

 

Brezilya neden Tobin Vergisi uyguluyor?

 

Son dönemde, küresel mali krizin hız kestiğine dair algılar ve piyasalardaki olumlu havanın sermaye akışını hızlandıracağı fikri gittikçe daha fazla kabul görmeye başladı. Bu da piyasalara yüksek miktarlı ve düşük maliyetli likiditenin verileceğini düşündürtüyor. Bu akışın olumsuz etkilerini bertaraf etmek için ilk adım da Brezilya’dan geldi.

 

Türkiye’nin aksine dış ticaret fazlası olan Brezilya, kriz boyunca büyük sermaye girişlerine maruz kaldı.  Uluslararası rezervleri 232 milyar dolar civarında olan Brezilya’nın gezgin dövize ihtiyacı olmadığını vurgulayan uzmanlar, durmadan akan sermayenin, real’in hem dolar hem de euro karşısında aşırı değerlendiğini tespit ediyor. Brezilya borsası, Bovespa’nın, bu durum ile zor günler geçirmesi ile hükümet, sermayeye vergi koyarak “olası bir balon”u önlemek istiyor. Hükümet sözcüleri vergi ile ilgili sarf ettikleri şu sözler oldukça dikkat çekici : "Ülkemize yapılan sıcak para girişleri hem borsada balonların oluşması tehlikesini barındırıyor hem de real’in (Brezilya Para Birimi) dolar karşısında değer kazanmasına yol açarak ihracat gelirlerimizi düşürüyor."

 

Brezilya para birimi, real, yılbaşından bu yana %30 değerlendi. Uzmanlar, Brezilya’nın Tobin Vergisi başlatmasının altında yatan esas neden olarak real’in daha fazla değerlenmesinin önüne geçmek ve ihracatçılarını desteklemek olduğunu düşünüyor. Ayrıca, Tobin Vergisi uygulayacak olan Brezilya’nın ekonomisine daha hakim olacağını da belirtiliyor. Burada, ülkeye doğrudan yabancı yatırım için gelen yatırımcıların bu vergiyi ödemeyeceklerini de not düşelim.

 

Öte yandan Brezilya sermaye hareketliliği için Tobin Vergisi uygulamakla kalmadı; Amerikan Depo Sertifikalarına (ADR) yüzde 1,5 vergi uygulayacağını da açıkladı. Bu vergi ile Amerika’da işlem gören Brezilya hisse senetlerine sermaye akımının yavaşlatılması planlanıyor. Uzmanlar, kriz sonrası mali sistemlerin daha sıkı kurallarla yönetileceğini, Brezilya’nın da bu noktada öncü davranışlar sergilediğini vurguladıklarını da belirtelim.

 

Bu arada, Brezilya’yı takip edeceği sinyalini veren ülkeler gittikçe çoğalıyor. Güney Kore sermaye akışını daha sıkı kontrol edeceğini açıklarken, Rusya Merkez Bankası, vergi de dahil olmak üzere çeşitli önlemler üzerine çalışmalarını sürdürüyor. Tayvan Merkez Bankası da aşırı kur hareketleri sonucu oynaklığın artması durumunda kura müdahale edileceğini, Endonezya Merkez Bankası ise sıcak para girişini kontrol altına almak için önlemler üzerine düşündüklerini duyurdu.

 

Türkiye ve Tobin Vergisi

Brezilya ile beraber Türkiye’de Tobin Vergisini tartışmaya başladı. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, tartışmalara Tobin Vergisini uygulanmasının düşünülmediğini ama gelişmekte olan ülkelere doğrudan yatırımların 2010 yılında yeniden hızlanarak 672 milyar dolara ulaşacağı tahmininden yola çıkarak, sıcak para girişine tedbir olarak politika faizlerini daha düşürme yoluna gideceklerini açıklaması ile yön verdi.

Türkiye’ye baktığımızda, Brezilya’daki gibi yoğun bir yabancı sermaye akışı olmadığını söyleyebiliriz. Kayıtlara göre, 2009 Ocak-Ağustos döneminde döviz girişi 1,8 milyar dolar olmuş. Sıcak paraya ya da kısa vadede iyi getiri getirecek faiz oranları da mevcut değil. İçinde bulunduğumuz yılda, reel faizler % 12 den % 1,7 ye gerilemiş durumda. Her ne kadar cari açık sorunu minimize olmuş gibi gözükse de sermaye sermayenin girişini engelleyecek uygulamalara kucak açacak bir ortama sahip olmadığımızı da kalın çizgilerle belirtmek de fayda var.

Konunun uzmanları da, Türkiye’de Tobin Vergisi uygulanması ile ilgili ikiye bölünmüş durumunda. Vergiye karşı çıkanlar, Asya krizinde Malezya’nın bu vergiyi uygulamada başarısız olduğunu hatırlatıyor ve Türkiye’nin de yabancı sermayeyi çekme de çok avantajlı olmadığına vurgu yapıyor. Örneğin, Mahfi Eğilmez TL’deki değerlenmenin yüklü sermaye girişlerinden değil, doların yaşadığı değer kaybından kaynaklandığını öne sürüyor. Tobin Vergisi uygulamasına gerek olmadığını belirten Eğilmez, ekonominin kendi dinamikleri ile tutarlı olmasının önemli olduğunun altını çiziyor.

 

Türkiye’nin borçlarının her gün katlanması da verginin Türkiye de uygulanamayacağını düşünenlerin öne sürdüğü nedenlerden. IMF’le yapılacak olan anlaşmanın hala salıntıda olduğu göz önüne alındığında, borçların daha çok iç kaynaklarla kapatılmaya çalışılacağı ve ülkeye giren her türlü dövizin de “baş tacı” edileceğini anlaşılıyor.

 

Tobin Vergisi Türkiye’de de uygulansın diyenlerse, sıcak paranın önümüzdeki dönemde artarak ülkeye gireceğinin iyi hesap edilmesi gerektiğini dile getiriyor. Böyle bir durumda, kur aşırı değerlenecek ve bu sefer erken önlem alınmasının olası negatif sonuçların bertaraf edilebileceği belirtiliyor.

 

Sermaye hareketlerine ambargo koymanın imkansız olduğu günümüz dünyasında Tobin Vergisi sermayenin hızlı ve keskin hareketlerine karşı ancak küçük bir önlem olarak düşünülebilinir. Bu noktada, Türkiye’nin elini rahatlatacak olanın ise kısa vadeli kaynaklara ihtiyaç duymayacak bir mali sistem oluşturmak olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz.

Son Güncelleme ( 30 04 2010 )
 
< Önceki   Sonraki >




© Copyright 2007 2008 www.boryad.org
oyun
hobi
teknolojijoomla