| Güneş Sigorta Genel Müdürü İlker Aycı |
| 01 07 2009 | |
|
Ekonomik kriz dönemlerinde kişilerin ve kurumların sigortaya bakışlarında nasıl bir değişim yaşanıyor? Küresel finansal krizle birlikte Türkiye’de oluşan kriz algısı çok da şaşırtıcı olmayan bir şekilde genel bir sendroma işaret ediyor. Yani Türkiye’de zaten beklenti düzeyinde en iyimser dönemlerde bile kriz tellalığı yapan kurumlar oluyor. İnsanlar da böyle bir beklentiyle yaşamaya ve kendi harcamalarını da buna göre ayarlamaya çalışıyorlar. Ancak 2001 krizinden bu yana sistemdeki düzenlemeler ve yeniden yapılandırmaların ardından bankacılık ve sigorta sektörleri daha güvenilir ve sağlam bir yapı arz ediyorlar. Bu anlamda sektördeki kurumlar açısından şu anki yaşadığımız durgunluk geçici; çünkü sigorta sektörü zaten büyüme potansiyeli olan, önü açık bir sektör. O nedenle de sektördeki kurumlar hem yatırımlarına devam ediyorlar hem de bu yıl biraz daha sertleşen rekabet koşullarına uyum sağlamaya çalışıyorlar. Bireysel sigorta ürünü kullanıcılarına gelince de, biz onlara böyle dönemlerde, yani zaten riskin yükseldiği bir ortamda, insanların risklere karşı temel güvencelerini sağlayan sigortalılıktan vazgeçmemelerini tavsiye ediyoruz. Sektörde bu yıl primlerde bir azalma olsa da, bu geçici bir durum olacağı için sigortalıların da, var olan poliçelerini sürdürerek kendilerini güvence altında tutmaya yönelik bir eğilim içinde olacağını düşünüyoruz. Bu değişime bağlı olarak herhangi bir çalışma gerçekleştiriyor musunuz? Biz bu yılki ekonomik durumu zaten 2008 yılında öngörerek büyüme hedeflerimizi 1-2 yıllık bir süreç için ikincil plana alarak, teknik kâra odaklanmıştık. Bu anlamda bu ortama oldukça hazırlıklı olarak girdik ve şu an daha önce belirlediğimiz hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Ancak kanımca bu ortamda yapılacak en önemli işlerden birisi insanlardaki sigortalılık bilincini güçlendirmek. Bu anlayışı geliştirmek için de sigorta sektörünün tamamına iş düşüyor. Daha çok poliçe satmakla ve bir de üstüne üstlük bunu daha ucuz fiyatlarla yapmaya odaklanmaktan çok, sigortalılık bilincini artırmak ilk hedefimiz olmalı. Zaten bu bilinci sağlarsak, otomatik olarak ürün satışımız da artacaktır. Güneş Sigorta olarak bu dönemde dünyadaki finansal krizin Türkiye’ye etkilerinin değerlendirilmesi ve sektörel anlamda önlemlerin alınması amacıyla yapılan görüş alışverişlerine ve tartışmalara katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Bu çerçevede, geçtiğimiz Mayıs ayında İktisadi Araştırmalar Vakfı’nın (İ.A.V.) işbirliği ile; Devlet Bakanı Sayın Hayati Yazıcı’nın açılış konuşmasını yaptığı “Küresel Ekonomik Krizin Türk Sigorta Sektörüne Yansımalarının Değerlendirilmesi” konulu geniş çaplı bir seminer düzenledik. Fiyata dayalı yapılan rekabetin doğurduğu olumsuz sonuçlar genel hatlarıyla nelerdir? Şu an daha çok poliçe satmak, ciroyu büyütmek ve böylelikle büyümeyi sağlamak amacıyla birçok şirket fiyat kırıyor ve zarar yazması neredeyse kesin gibi olan işleri yükleniyor. Kısa dönemde bu anlayış şirketlerin bilançolarında olumlu gibi görünse de, bu şirketler önümüzdeki dönemlerde reasürans kaynakları açısından sorunlar yaşayabilirler; çünkü kârlılıkların eksiye düşmesi onlara olan güveni azaltır. Fiyat kırarak iş almak aslında sektörün de geneli için olumsuz sonuçlar doğuracak gelişmelere yol açabilir. Önemli olan fiyat rekabetinin en fazla yaşandığı sağlık ve kasko gibi branşlarda şirketlerin bir an önce yeni değerlendirme kıstasları oluşturması ve buna göre hareket etmeleridir. Bunun için de, doğru kaynak ve dağıtım kanallarının kullanımı, kişiye özel fiyatlandırma, etkin risk değerlendirme politikaları, değişim yönetiminin başarılı uygulamaları ve kaliteli bir kadro ile çalışma gibi etmenler şirketleri rekabette öne çıkaracaktır. Yoksa riskleri yeteri kadar analiz etmeden her poliçeye düşük fiyat vermek sektörün bütününe de zarar verecektir. Bu tarz bir rekabetin önüne geçebilmek için neler yapılmalı? Rekabetin sürekli arttığı bugünlerde müşteriler, en iyi düzeyde hizmet almayı beklemeli ve şirketler ise müşterilerini kaybetmemek için yoğun bir gayret göstermek zorundadırlar. Tüm sektörler ve kuruluşlar için; müşteri beklentilerini karşılamak en temel varlık nedeni haline gelmiştir. Müşteriyi önemsemek, rekabet için büyük avantajlar sağlayacaktır. Müşteri memnuniyeti ve kalite odaklılığın daha da önem kazandığı bu dönemde Güneş Sigorta olarak, operasyonel verimliliği arttırıcı önlemler alıyor ve teknolojik yeniliklere daha açık bir kurum kültürünü besliyoruz. Rekabet ortamında öne çıkabilmek için gerekli görülen noktalarda yeniden yapılandırma süreçleri her zaman gündemimizdedir. Bizce önemli olan rekabetin önüne geçilmesi değil, rekabetin sektöre, şirketlere ve müşterilere zarar verecek bir hale dönüşmemesidir. Bu anlamda da, sektörel kontrol mekanizmalarının işletilerek şirket varlıkları korunmalı, faaliyetler kanun ve mevzuatlara uygun olarak yürütülmeli ve de en önemlisi müşterilere poliçeyi sattıktan sonra verilen hizmetlerin kalitesinden ödün verilmemelidir. Piyasaya yeni ürünler sürmeyi planlıyor musunuz? Ekonominin hızlandığı dönemde pek fazla rağbet görmeyen kredi geri ödeme sigortası, işsizlik sigortası, ferdi kaza sigortası gibi ürünlerin krizle birlikte insanların mevcut varlıklarını kaybetme korkularının ön plana çıkmasından dolayı daha fazla önem kazandı. Güneş Sigorta olarak bu döneme ilişkin bankacılara, KOBİ ve bireylere işsizlik riskine ilişkin ürünler sunmaktayız. Son dönemde tüketicilerin ihtiyaçlarına yönelik Vakıfbank Kredi kartları için özel olarak geliştirdiğimiz borç geri ödeme, ferdi kaza, hukuksal koruma ve gasp kapkaç teminatlarını kapsayan Kredi Kartı Güvence Paketi ürünümüzü müşterilerimize sunmaktayız. Önümüzdeki aylarda piyasaya sürmeyi planladığımız KOBİ’lere yönelik ürünlere ilişkin çalışmalarımız devam ediyor. Piyasaya sürekli yeni ürünler çıkarmayı ve böylece yenilikçi pazarlama anlayışımızı sürdürmeyi hedeflemekteyiz. Kişi ve kurumların finansal aktivitelerine baktığımızda tedirgin ve tedbirli bir havanın hakim olduğunu görüyoruz. Güneş Sigorta kriz döneminde nasıl bir finansal yol izliyor? 2009 yılının zorlu geçeceğini biz geçen yıl öngörmüş, büyüme yerine teknik kâra önem vermiştik. Bu yılın ilk çeyreğinde büyük olasılıkla en yavaş çeyreğin yaşandığını düşünecek olursak, yılın son çeyreğinde şirketlerin etki alanlarını güçlendirerek daha çok ciro yapmaya çalışacağını öngörebiliriz. Dolayısıyla 2009 yılında sektörün enflasyon oranı civarında ya da oranın az üzerinde bir büyüme yakalayacağı söylenebilir. Biz de son yıllardaki hedeflerimize koşut olarak da bu yıl da sektörün büyüme oranının ve enflasyon oranının altında kalmamayı düşünüyoruz. Şirketimizin mevcut durumunu düzenli olarak ölçümleyip, ortaya çıkan yeni durumlara anında adapte olacak çözümler üreterek de, kısa vadeli kararlarımızı gerektiğinde revize ediyoruz. Bununla birlikte sermaye yapısı, operasyonel verimlilik ve maliyet duyarlı yaklaşımlar daha fazla önem veriyoruz ve sağlam bir kurumsal yapı ve stratejik yönelim yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Dünya genelinde sigortacılık sektöründe, satış kanallarının çeşitlenmesi durumunda bir artış olduğu görülüyor. Türkiye’nin ve Güneş Sigorta’nın kanallar konusundaki durumu hakkında neler düşünüyorsunuz? Sigortacılık sektörü son yıllarda düzenli olarak büyümeyi sürdürse de, sektörün bizdeki büyüklüğü dünya ve Avrupa ülkelerinin oldukça gerisinde. Dünyada sektörün büyüklüğü toplam GSMH’nın %8’leri oranındayken, bizde bu rakam yalnızca %1,5’lar düzeyinde. Dolayısıyla da, bizde daha ciddi bir büyüme potansiyeli var. Bu anlamda da, hem hayat hem de hayat dışı kanallarda, sigorta sektörü hem çeşitliliğini hem de büyümesini arttırmaya devam edecektir. Bildiğiniz gibi sigortacılıkta, acente, Bankasürans (banka şubelerinin kullanılması), direk satış ve broker olmak üzere dört dağıtım kanalı kullanılmakta. 2006-2007 yılları için üretilen primlerin dağıtım kanallarına göre paylarına bakıldığında, hayat dışı branşlarında en büyük payı acente kanalının, hayat branşları için ise Bankasürans kanalının oluşturduğu görülmekte. Güneş Sigorta, 2006 yılında 1469 olan satış kanalı sayısını, 2008 sonu itibariyle 2259’a çıkararak, satış teşkilatında %54’lük bir büyüme sağladı. Güneş Sigorta acenteler, özel acenteler ve dağıtım kanalı genişliği bakımından sektörün en önemli 2 şirketinden biri. Biz sadece acente sayısını artırmaya ve satış teşkilatında büyümeye değil, mevcut acentelerimizin uzmanlık ve verimliliğini artırmaya da önem vermekteyiz. Benzer bir şekilde diğer şirketlerin de bizler gibi satış kanalı çeşitliliği ve verimliliğine önem vererek büyüme ve karlılığı dengeleyen bir yapıya kavuşmaları, ülkemizde sigorta sektörünü dünyadaki rakamlara yaklaştıracaktır. Güneş Sigorta’nın ana hedeflerini ve bu hedefler doğrultusunda attığı adımları bize aktarabilir misiniz? Belirlediğimiz stratejik amaçlar (çalışan memnuniyeti ve bağlılığı, sürdürülebilir rekabetçi yapı, kârlılık ve verimlilik, büyüme, müşteri memnuniyeti ve bağlılığı) doğrultusunda şirket bünyesindeki organizasyon modelini yeniden yapılandırdık ve sonuç odaklı organizasyon modeline geçtik. Bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmalar arasında kurumsal yeniden yapılandırma projesi (bölge teşkilatı, Kurumsal Satışlar Müdürlüğü vb.), müşteri odaklı bilgi teknolojileri alt yapısında düzenlemeler, süreç iyileştirme çalışmaları, personele yönelik eğitim programları ve teknik yetkinlik gelişim programları ile sosyal sorumluluk projelerimiz var. Güneş Sigorta olarak 2 yıl önce yaptığımız stratejik planımızda sektörde yalnızca 7.’likten 5.’inciliğe çıkmayı değil, 5 yıl içinde sektörün en büyük 3 şirketinden birisi olmayı planlamıştık. Bu hedefimizi aynı şekilde sürdürüyoruz. Şirketimizin hem sektördeki etkisini büyütüyor hem de müşterilerimize ulaştığımız kanalları ürettiğimiz yeni ürünler ve yarattığımız sinerjiyle sürekli artırıyoruz. |
|
| Son Güncelleme ( 01 07 2009 ) |