Advertisement
Ana Menü
Araştırmalar
Temel Eğitim
Etkinlikler
Basında Boryad
Hakkımızda
Arama
İletişim
Linkler
Haberler
English
Giriş Formu





Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun
Hava Durumu
Ahmet Zorlu Boryad Dergisine Konustu PDF Yazdır E-Posta
08 12 2007
 ZORLU HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI AHMET ZORLU BORYAD DERGİSİ’NE KONUŞTU... 

“Gayrimenkulde yeni bir devri başlatıyoruz”

 

“Nükleer santralle ilgili hükümetle yapılan tüm toplantılara katıldık. Sektöre hakim, yatırıma her anlamda hazır, toplumsal sorumluluğunun bilincinde, şeffaf ve tüm regülasyonlara uyan bir ortakla işbirliğini düşünebiliriz.”

Geçtiğimiz günlerde Vestel Beyaz Eşya’nın yarısını dünyanın en ünlü beyaz eşya üreticilerinden ABD’li Whirlpool’a satmak üzere anlaşmaya vardınız. Bu ortaklıktan ne gibi sonuçlar bekliyorsunuz?  

Vestel sahip olduğu teknoloji gücüyle yeniliklere öncü olarak büyümek, Türkiye ve dünyadaki konumunu güçlendirmek için çalışıyor, yatırımlar yapıyor. Dünyadaki gelişmeleri yakından izliyor.  Vestel’le dünya devleriyle stratejik işbirliklerine gidiyoruz. Dünya beyaz eşya devi Whirlpool ile geçtiğimiz günlerde stratejik işbirliği amacıyla imzaladığımız niyet mektubu da bu yöndeki çalışmalarımızın bir parçası.  Ortak bir şirket kurma konusunda çalışmalarımız sürüyor. Bu işbirliğinin yaratacağı sinerjiyle tedarik maliyetlerimiz düşecek, ürün kalitemiz ve çeşitliliğimiz artacak. Dünya standartlarında beyaz eşya ürünleri Vestel markasıyla tüketicilerin beğenisine sunulacak. Whirlpool ile planlanan bu ortaklık sonucunda Vestel’in iç pazardaki rekabet gücü, pazarın dengelerini değiştirecek boyutlarda artacaktır.  

Her satış sonrasında o şirketin yatırımcıları çeşitli kaygılar yaşıyor. Sizin bu noktada Vestel Beyaz Eşya hissedarlarına iletmek istediğiniz bir mesaj var mı? 

7 yıldır ihracat şampiyonu olan Vestel’in yabancı pazarlardaki değerinin artması, hissedarlarımız için de memnuniyet verici bir gelişme. Vestel Beyaz Eşya olarak bu işbirliği ile hedefimiz, üretim gücümüzü Whirlpool’un teknik bilgisi ve dış pazarlardaki gücü ile birleştirerek beyaz eşya tarafında daha da güçlenmek; tıpkı elektronikte olduğu gibi bölgesel bir güç haline gelmek.  

İstanbul Zincirlikuyu’da 800 milyon dolara satın aldığınız Karayolları arazisine yapacağınız Zorlu Center'ın nasıl bir yer olacağıyla ilgili çeşitli “efsaneler” var… İstanbulluları nasıl bir proje beklediğini ilk ağızdan dinleyebilir miyiz? Gerçekten de İstanbul’un markalarından biri olacak mı? 

Dünyanın dikkatini çekecek, 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’a yakışacak bir proje için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu proje için dünyanın ünlü mimarlarının da yer aldığı yerli ve yabancı 13 firmanın katıldığı bir yarışma düzenledik. Yarışma sürecinin yılsonuna kadar tamamlanmasını bekliyoruz.   Zorlu Grubu olarak projenin her aşamasının üzerinde titizlikle duruyoruz. Zorlu Center ile İstanbul’un çok ihtiyaç duyduğu kongre merkezi, otel, kültür-sanat mekanları ve yeşil alanlarıyla farklı işlevleri bir arada barındıracak bir eser yaratacağız. Zorlu Grubu’nun faaliyet gösterdiği diğer alanlardaki başarılarını ve iddiasını gayrimenkul sektöründe de göreceksiniz. Gayrimenkul alanında yeni bir devri başlatmaya hazırlanıyoruz.   

Türkiye’de nükleer santralle ilgili yasa çalışmaları devam ediyor. Şirketlerin enerji konusuna ilgisinin çok yüksek olduğunu da biliyoruz. Zorlu Enerji, nükleer santral çalışmalarında ne ölçüde yer almayı planlıyor?  

Nükleer enerji yatırımları bugün pek çok ülkenin gündeminde. Oysa Türkiye’de hâlâ nükleer enerjiye karşı mesafeli bir tutum gözleniyor. Bunun elbette bazı haklı nedenleri var. Çernobil olayından pek çok insan etkilendi. O dönemde kamuoyuna gerektiği gibi şeffaf davranılmaması ve bilgi eksiklikleri, halkın nükleer enerjiye ilişkin olumsuz kanaatini güçlendirdi. Nükleer enerji konusundaki negatif düşünceleri değiştirmenin yolu kamuoyunu doğru bilgilendirmekten, güvenini kazanmaktan geçiyor.  Nükleer santralle ilgili hükümetle yapılan tüm toplantılara katıldık. Sektöre hakim, yatırıma her anlamda hazır, toplumsal sorumluluğunun bilincinde, şeffaf ve tüm regülasyonlara uyan bir ortakla işbirliğini düşünebiliriz. Ortağımızın, grubumuza ve ülkemize gerçek anlamda katkıda bulunacak, ileriye götürecek nitelikler taşıması bizim için birincil öncelik olacak.  

Son yıllarda parlayan ekonomisiyle adından sıkça bahsettiren Çin, Türk tekstil sektörü için büyük bir tehlike mi? Diğer taraftan, sektörün genel gidişatını nasıl buluyorsunuz? 

Çin tüm üreticiler için tehlike teşkil ediyor. Aşırı devlet desteği, ucuz işçilik, dünya standartlarında rekabet kurallarının hiçe sayılması, çevre ve insan haklarının göz ardı edilmesi gibi nedenlerle Çin her şeyi taklit edebiliyor; ucuza, hatta zararına satabiliyor. Bu durumun sebepleri arasında sınırsız ve sorgusuz banka kredileri de sayılabilir.    Türkiye son 3-4 yılda aldığı tedbirlerle Çin rekabetinin dışına çıkmayı başardı. Yüksek kalite ve servis standartları, ticaret anlayışı ve ahlâkı ile bilhassa Avrupalı tüketiciler tarafından benimsenmiş olan Türk üreticileri, fiyat farkına rağmen ürünlerini rahatlıkla satabiliyorlar. Yenilikçilik ve AR-GE güçleri sayesinde de devamlı ön planda kalabilen Türkiye, tekstil sektöründe uzun senelerin birikimini  ortaya koyuyor.   Daha çok ihracata dönük olarak çalışan sektör, düşük kur politikasından dolayı zarar etme döneminde. Son 5 yıldır enflasyon kadar bile değer kaybetmeyen YTL, tekstilcinin tüm kâr marjını bitirdi. Kısaca, Türkiye’de katma değer üretmeye çalışan sanayiciler için genel gidişat olumlu değil.  

Tekstil grubu için de yabancı bir şirketle ortaklık yapmayı düşünüyor musunuz? 

Global çalışan şirketlerimiz ile Taç, Linens ve Valeron gibi kısmi global markalarımız sayesinde dünyadaki ev tekstili sektörünün tüm ticari faaliyetlerini yakından takip ediyoruz ve yeniliklere açığız. Uygun ticari şartlar oluştuğu taktirde, ortaklıklar ve alım-satımlar da söz konusu olabilir.   

Merkez Bankası’nın toplamda %1 oranında faiz indirimine gitmesi, piyasaları tatmin etmedi. Bunun yanı sıra kur da oldukça düşük seviyelerde seyrediyor. Sizce bu gelişmeler Türk sanayisini hangi açılardan ve nasıl etkileyecek?  

Yüksek faiz-düşük kur politikası, sanayimizin rekabet gücünü ciddi olarak azaltmakta. Orta ve uzun vadede ciddi istihdam sorunları oluşabilir. 

Türkiye ekonomisi 2007 yılı beklentilerine cevap verdi mi? Türkiye’nin önde gelen işadamlarından biri olarak Türkiye ekonomisi için 2008 beklentileriniz nelerdir? 

Seçim yılı olması ve son aylarda Kuzey Irak’ta yaşadığımız gelişmeler nedeniyle 2007 yılı ekonomik açıdan çok verimli değildi. 2008 yılı için uluslararası piyasalardaki gelişmeleri tahmin edebilmek zor. Ancak hem Türkiye hem de dünya için kolay bir yıl olmayacağını söyleyebilirim. 2008’de hükümetin öncelikli olarak ihracatçının rekabet gücünü artıracak önlemler alması gerektiğini düşünüyorum. 

Zorlu Holding’in 2008’de öncelikli gündem maddeleri neler olacak? Yeni yatırım alan ve planları hakkında bilgi alabilir miyiz? 

Başlamış olduğumuz büyük projelerimize devam edeceğiz. Enerji alanında ülkemizde 135 mw’lık rüzgar santralı, fizibiliteleri yürüyen toplam 250 mw’lık hidroelektrik santralleri projelerimiz var. Yine enerji alanında Rusya’daki 680 mw’lık kombine gaz çevrim santrali; toplam 1000 mw’lık İsrail gaz santralleri ve 50 mw’lık Pakistan rüzgar santrali projelerimize devam edeceğiz. Gayrimenkul alanında ise Zorlu Center ana projemiz. Bunun yanında, İstanbul ve İzmir’de görece daha küçük gayrimenkul projelerimizi de 2008’de hayata geçireceğiz.

Son Güncelleme ( 08 12 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
© Copyright 2007 2008 www.boryad.org
using joomla
dizi oyunlar