Anasayfa arrow Haberler arrow Bilal Karaman'dan BORYAD'a Özel Değerlendirmeler
Advertisement
Ana Menü
Anasayfa
Araştırmalar
Temel Eğitim
Etkinlikler
Basında Boryad
Hakkımızda
Arama
İletişim
Linkler
Haberler
English
Hava Durumu
Bilal Karaman'dan BORYAD'a Özel Değerlendirmeler PDF Yazdır E-Posta
03 04 2008

 Vakıfbank Genel Müdürü Bilal Karaman

“Küçük şubeler açacağız”  

Vakıfbank, artan rekabet ortamında konumunu güçlendirmek için sadece bireysel bankacılık ürünleri pazarlayan, nispeten küçük lokallerde ve az sayıda personel ile faaliyet gösteren şubelerini bu yıl içinde açacak.  

Kamu bankaları ve Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması kararı uzun süre gündemi meşgul etti. Hem bu karar hem de İstanbul’un bir finans merkezi olmasıyla ilgili görüşleriniz nelerdir? 

Gerek yerli gerekse de yabancı sermayeli bankaların büyüme ve pazar paylarını artırma stratejilerinin temelinde, reel sektörün artan kredi ihtiyacını karşılamak bulunmakta. Bankalar reel sektöre daha fazla kredi kullandırmak, bireysel kredi portföylerini büyütmek, aracılık ettikleri dış ticaret işlem hacmini artırmak için tabii olarak reel sektörün ve ekonomik aktivitenin en yoğun olduğu bölge olan İstanbul ve civarında faaliyetlerini artırdılar. Yine tüm bu nedenlerin sonucu olarak, özel bankalar merkezlerini İstanbul’a taşıdılar. Biz de müşterilerimize ve dolayısıyla reel sektöre daha yakın olmak için İstanbul’a taşınmanın, bankamıza çok önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu yönde bankamızca gerekli hazırlıklar yapılmaya başlandı. 

İstanbul’un 2006 yılında tek başına yurtiçi bankalarca verilen kredilerin %37’sini kullanmış olması ve bütçe vergi gelirlerinin %43’ünü sağlaması, ekonomik anlamda İstanbul’a taşınmanın ne kadar önemli ve gerekli olduğunu gösteriyor. Finans merkezi olma yolunda İstanbul, önemli avantajlara sahip. Coğrafi konumu, iklimi ve en önemlisi genç, dinamik ve nitelikli işgücüyle İstanbul, gerekli yasal altyapı çalışmalarının hazırlanması ve teşviklerin sağlanması durumunda, bir finans merkezi olma potansiyelini taşıyor. Bankalar Birliğimiz bu konuda yapmış olduğu bir çalışmayı hükümetimize iletti. Projenin gerçekleşmesinin İstanbul’a ve ülke ekonomisine büyük katkısı olacaktır. 

Vakıfbank bir kamu bankası olarak bilinse de, aslında farklı bir konuma sahip. Siz Vakıfbank’ı nasıl tanımlıyorsunuz?

 Vakıfbank, yüzyıllar boyunca toplum hayatımızda büyük hizmetler yapan vakıfların taşınmaz kira bedelleriyle akar ve toprak satış bedellerinden kaynaklanan gelirlerinin daha iyi nemalandırılması amacıyla, 1954 yılında kuruldu. Kurulduğu tarihten bu yana bankamız kârlı büyümeyi hedeflerken, ortaklık yapısı gereği uzun vadede toplumsal fayda ile kârlılığını optimum düzeyde birleştirmeyi de amaç edindi. Yani pek çok firmanın son yıllarda önem vermeye başladığı sosyal sorumluluk prensibi, Vakıfbank’ın kuruluşundan bu yana gözettiği bir ilke.  Kontrol bakımından doğrudan TC Hazine Müsteşarlığı’na bağlı olan Ziraat Bankası ve Halk Bankası, öncelikle doğuş amaçlarında belirtilen sektörlere hizmet etmek için kuruldular. Vakıfbank ise, kurulduğu tarihten bu yana ülkemizin tüm sektörlerine ve bireysel müşterilerine hizmet etmekte. 54 yıllık bu gelenek, Vakıfbank’ın çok geniş ve çok iyi tanıdığı bir müşteri ağına sahip olmasını sağladı.

KOBİ’ler dahil 160 binin üzerinde ticari ve kurumsal müşterimiz, 7 milyonun üzerinde bireysel müşterimiz bulunmakta.  Mevcut müşterilerimize daha hızlı ve kaliteli hizmet vermek, aynı zamanda yeni müşteriler edinmek amacıyla 3 yıl önce Vakıfbank’ta bir değişim ve dönüşüm süreci başlattık. Bilgi işlem alanında ise, bu süreci destekleyecek köklü bir dönüşüm projesinin uygulama adımlarını 2007 yılında attık. Bu projenin 2 yıl içerisinde tamamlanmasıyla; sektörde bilgi işlem altyapısı, müşterilerine erişimi ve tüm sektörlere sunduğu ürünlerin yanı sıra sağladığı hizmet kalitesiyle Türkiye’nin öncü bankası olmayı hedefliyoruz. 

Vakıfbank son bir yıl içinde bireysel bankacılık alanında yaptığı girişimlerle adından söz ettirdi. Bireysel bankacılıkta pazar payı hedefinizi öğrenebilir miyiz?    

Bireysel bankacılık alanında yaşanan yoğun rekabet, pazar payını artırmak amacında olan bankaların ürün çeşitliliklerini genişletmelerini ve müşterilerinin ihtiyaçlarını daha yakından takip etmelerini sağladı. Vakıfbank da müşteri odaklı bankacılık anlayışı çerçevesinde, farklı müşteri segmentlerine sunduğu yenilikçi ürünlerle müşteri memnuniyetini artırmak hedefinde.  2007 yılında özellikle TİK markası ile başlattığımız, arkasında ciddi bir teknolojik altyapı olan tüketici kredisi kampanyamızın yıl ortasında uygulamaya geçmesinin önemli katkısıyla, tüketici kredilerimiz %61 oranında arttı.  Bu dönemde konut kredilerimizi de %26 oranında artırdık. Bankamızda her iş kolunda arzu ettiğimiz kurumsal yaklaşımı konut kredileri finansmanı alanında da yerleştirmek amacıyla bu yıl, Konut Finansmanı Müdürlüğü kurduk. Sadece bu alanda uzmanlaşmış ekibimizin katkısıyla, büyük konut projelerini daha yakından takip ederek bankamızın bu alandaki payını artıracağız. Artan rekabet ortamında sektördeki konumumuzu güçlendirmek için 2008 yılında sadece bankamız bireysel bankacılık ürünlerini pazarlayan, nispeten küçük lokallerde ve az sayıda personel ile faaliyet gösteren şubeler açacağız.  

Türkiye’deki özel bankalar aktif büyüklükleri, yönetim anlayışları, büyüme potansiyelleri ve ürün yelpazeleri gibi pek çok alanda önemli başarılara imza attılar. Bu anlamda bir kıyaslama yapıldığında Vakıfbank’ın yeri sizce nerede? 

Türkiye ekonomisindeki olumlu gelişmelere paralel olarak, bankacılık sektörü, 2003 yılında başlayan ve kesintisiz olarak devam eden büyüme sürecini 2007 yılında da sürdürdü. Dünyanın en büyük bankalarının milyarlarca dolar zarar ettiği, zaman zaman likidite sıkıntısına düştükleri bir dönemde; ülkemiz ekonomisinin ve bankacılık sektörünün güçlü yapısı, 2001 yılı sonrasında uygulanan ekonomi ve maliye politikalarının doğruluğunu ve bankacılık sektörünün ne kadar iyi yönetildiğini teyit etti.  Bu dönemde özel bankalar özellikle yabancı ortaklarının sağladığı know-how ve sermaye desteği ile aktif büyüklüklerini, kârlılıklarını ve yönetim anlayışını geliştirdiler. Bu ortaklıklar Türkiye’nin global finansal piyasalar ile entegrasyonunu hızlandırdı ve artan rekabet ortamı sadece ortaklık yapan bankaları değil, aslında tüm sektörü olumlu yönde etkiledi.  Ticari ve bireysel bankacılığı hizmet sektörünün bir kolu olarak gördüğümüzde ürün ve hizmet kalitesi, rekabetçi fiyatlar, müşteri beklentilerine cevap verebilme gibi unsurların sektördeki oyuncuların başarısını belirlediğini görürüz. Vakıfbank olarak biz de en az rakiplerimiz kadar yenilikçi ve müşteri odaklı olmayı ve hizmet kalitemizi sürekli artırmayı hedefledik.  

Bu hedef doğrultusunda neler yapıldı? 

Bu hedefimize ulaşmak için 2005 yılında şubeler ve genel müdürlük seviyesinde bir değişim ve dönüşüm projesi başlattık. Bu proje kapsamında öncelikle şubelerimizde operasyon ve pazarlama faaliyetlerini ayırarak şube müdürü dışında da müşterilerimizi sahiplenecek pazarlama personeli, portföy sorumluları atadık. Genel müdürlük birimlerimizde, şubelerimizdeki pazarlama rolündeki personelimize destek olacak pazarlama ve ürün geliştirme ekipleri oluşturduk. Yine şubelerimizdeki pek çok emek yoğun operasyonun merkezi operasyon ekiplerine devrini sağlayarak, şubelerimizdeki iş yükünü azalttık ve bu merkezileşme sürecini sürekli devam ettirecek bir yapıyı oluşturduk. Bizim geçtiğimiz bu süreçlerden, yani müşteri odaklı bir organizasyon oluşturma sürecinden, özel sektördeki rakiplerimizden bazıları bizden 10, bazıları ise 5-6 yıl önce geçtiler ve bu yapılanmanın faydalarını görmeye çok önceden başladılar. Vakıfbank ise geleneksel yapılanmasına rağmen personelinin özverili çalışması, istikrarlı ekonomik ortamda uyguladığı doğru strateji, politikaları ve müşterileriyle uzun geçmişi olan ve güvene dayalı ilişkileri sayesinde pazar payını korumuş, kârlılığını artırarak hissedarlarını memnun etmiştir.  

Yönetim anlayışında yaşanan değişimden bahsedersek… 

Yönetim anlayışı anlamında Vakıfbank’taki en önemli değişim, 2005 yılında bankanın halka arzı ile gerçekleşti. Halka arz ile tabi olduğumuz yeni mevzuat, Vakıfbank’ın daha şeffaf ve kurumsal yönetişim ilkelerine daha fazla uyumlu olmasını beraberinde getirdi. Ayrıca edindiğimiz binlerce bireysel ve kurumsal yatırımcının Vakıfbank’tan beklentisi, tüm çalışanlarımızın motivasyonunu artırıcı bir unsur oldu.  

Mevcut piyasa koşullarını ikinci bir halka arz için uygun buluyor musunuz? Yakın zamanda Vakıfbank için böyle bir gelişme olabilir mi?

 Piyasa koşullarından bağımsız olarak söylüyorum: Vakıfbank için ikinci bir halka arz düşünülmemektedir. 

Geçtiğimiz dönemlerde Vakıfbank hisselerinin blok satışıyla ilgili haberler ekonomi sayfalarında yer almıştı. Bu konuyla ilgili herhangi bir karar alındı mı? 

Vakıfbank’ın Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kontrolünde bulunan hisselerin satışı ve bu satışla ilgili usul ve esaslarının belirlemesinde yetkili merci, Bakanlar Kurulu. Bu aşamada, Vakıfbank’ın özelleştirilmesiyle ilgili herhangi bir karar alınmamıştır.  

Türk bankaları dünyadaki likidite krizinden etkileniyor mu? Borçlanma ya da maliyet artışı gibi herhangi bir sorun gözlemlediniz mi? 

Global ekonomilerin ve finansal piyasaların birbirlerine bu kadar yüksek düzeyde entegre olduğu bir dönemde, Türkiye ekonomisinin ve bankalarının likidite krizinden etkilenmemeleri mümkün değil. Türkiye’de son 5-6 yıldır sürdürülen istikrarlı ekonomi ve maliye politikalarının, bu tür global dalgalanmalara karşı ekonomimizin kırılganlığını azalttığını memnuniyetle görüyoruz.  Likidite krizi nedeniyle 2008 yılının ilk yarısında yurtdışı piyasalardan ilave kaynaklara ulaşmak zor gibi görünüyor. Mevcut borçlanmaların yenilenmesi ise, bir miktar faiz marjı artışı ile gerçekleşecektir. Bu maliyet artışlarının nedeni, Türkiye’nin risk priminin artmış olması değil, kreditörlerin kendi borçlanma maliyet artışlarını kullandırdıkları kredilere yansıtmalarıdır.  

Türkiye ekonomisinin gidişatı hakkında genel bir değerlendirme alabilir miyiz?                    

Türkiye’de 2001 ekonomik krizi sonrasında yaşanan reform süreci ve sağlanan istikrar ortamı, 2002-2006 yıllarında ortalama %7.2 gibi yüksek bir büyüme oranının yakalanmasını sağladı. 2007 yılında ise, büyüme oranının %4-4.5 civarında olması bekleniyor.  Sürdürülen başarılı ekonomi ve maliye politikaları sayesinde enflasyonda tek haneli rakamlara ulaşıldı, 2002-2006 yılları arasında GSYİH’nın ortalama %6’sı kadar faiz dışı fazla verildi. 2007 yılsonu itibariyle 34.8 milyar YTL gibi yüksek seviyede gerçekleşen faiz dışı fazla, borç dinamiklerinin iyileşmesinde önemli katkı sağladı. Sonuç olarak, sıkı maliye politikalarının etkisiyle 2002 yılında %78.8 olan kamu kesimi borç stokunun GSYİH’ya oranının, 2007 yılsonu itibariyle %39’a gerilemesi bekleniyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nca milli gelir hesaplarına yapılan revizyon, cari açığın ve borç stoğunun GSYİH’ye oranları gibi kritik risk göstergelerinde iyileşmeye yol açtı. Bu durumun orta vadede Türkiye’nin kredi not artırımlarında etkili olmasını bekliyoruz.  Aksine görüşler olmakla beraber, finansal piyasalarda yaşanmakta olan dalgalanmaların çok uzun olmayan bir sürede durulacağına, piyasaların toparlanmaya başlayacağına ve Türkiye ekonomisinin de hızlı büyümesine kaldığı yerden devam edeceğine inanıyoruz.  Genç, dinamik nüfusu ve yetişmiş insan gücü, ülkemizin geleceğe güvenle bakmasını sağlayan en önemli unsur. Yabancı ülkeler ve otoritelerin de bunun farkında olduğunu gözlemlemekteyiz. Son yıllarda ülkemize gelen yabancı sermaye yatırımlarının miktarındaki artış da bu görüşü destekliyor. 

Vakıfbank’ın bundan sonrası için hedefleri nelerdir?   

Vakıfbank’ta müşteri odaklı bankacılık anlayışı doğrultusunda başlattığımız yeniden yapılanma çalışmalarını tamamlamak ve yeni yapının kesintisiz işlemesini sağlamak öncelikli hedefimiz. Bu hedefimize ulaşırken istikrarlı, kârlı ve sürdürülebilir bir büyüme ile sektördeki konumumuzu güçlendirmek istiyoruz. Vakıfbank’ta yapılan tüm yatırımlar uzun vadede kurumsal kültürü, organizasyon yapısı ve personel kalitesiyle sektöre ve ülkemize yön veren, uzun vadeli amaçları için gereken değişimleri kendi iç dinamikleriyle gerçekleştiren, hissedarları, müşterileri, iş ortakları ve faaliyette bulunduğu toplum için değer yaratmayı ilke edinmiş bir Vakıfbank oluşturmayı amaçlıyor. Bu yapıyı oluşturarak Türkiye’nin her anlamda en iyi bankası olmak istiyoruz. 

Son Güncelleme ( 03 04 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
© Copyright 2007 2008 www.boryad.org
using joomla
hadiyap