Advertisement
Ana Menü
Anasayfa
Araştırmalar
Temel Eğitim
Etkinlikler
Basında Boryad
Hakkımızda
Arama
İletişim
Linkler
Haberler
English
Giriş Formu





Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun
Hava Durumu
Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen PDF Yazdır E-Posta
30 04 2010

 Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen BORYAD Dergisine Konuştu

Garanti Bankası’nın şimdiye dek gösterdiği üstün performansını sürdürebilmesi için, GE’nin satışı sonrasında oluşacak yeni ortaklık yapısının, Garanti Bankası'nı yürüdüğü büyüme yolundan çevirmeyecek ve Garanti’nin büyüme ahengini bozmayacak şekilde olması beklentimizdir

General Electric (GE) Capital Global Banking, Garanti’de satış opsiyonlarını değerlendirme kararı aldı. Ortaklık yapısındaki değişiklik, Garanti Bankası’nı etkiler mi?

 

GE’nin ana ortakları arasına girdiği 2005 yılından bu yana, en iyi uygulamaların paylaşılması yoluyla gerek GE’nin Garanti’ye, gerekse Garanti’nin GE’ye önemli katkıları olmuştur. Ancak, Garanti’nin yönetiminde, iş akışlarında, hacimsel büyümesinde ve kârlılığında “yalnızca” GE kaynaklı köklü bir değişiklikten bahsedilemez. 2005’ten bu yana gösterilen üstün performans, ana ortaklar Doğuş ve GE’nin tam desteği ile, bankanın uzun vadeli stratejilerinin profesyonel bir şekilde uygulanmasıyla sağlanmıştır.

 

Garanti Bankası’nın şimdiye dek gösterdiği üstün performansını sürdürebilmesi için, GE’nin satışı sonrasında oluşacak yeni ortaklık yapısının Garanti Bankası'nı yürüdüğü büyüme yolundan çevirmeyecek ve Garanti’nin büyüme ahengini bozmayacak şekilde olması beklentimizdir. Ana ortağımız Doğuş Grubu bu konuda her zaman olduğu gibi hassas davranacaktır.

Ekonomideki temkinli bir yılın ardından, bu yıl girişimlerinizde bir hızlanma yaşanacak mı? Bu yıl için öncelikli konularınız neler olacak?

 

Finansallar, müşteriler, çalışanlar ve iç süreçlerimiz arasındaki ilişkiyi insan unsuruna verdiğimiz önem üzerine inşa ediyoruz. Bu öncelikten hiçbir koşulda taviz vermeyerek ve bu önceliği sürekli olarak teknoloji ve inovasyonla destekleyerek büyümeyi planlıyoruz.

 

Bu öncelikler doğrultusunda 2010 yılında kredi büyümemize hız vermeyi planlıyoruz. Krizin en şiddetlendiği dönemlerinde bile sağduyu ile davrandık ve müşterilerimizin yanında olduk. Türkiye yeni bir büyüme sürecine girerken ekonomiye verdiğimiz desteği daha da artıracağız. Hedefimiz toplam kredilerde %20 civarında büyümek.

 

Risk yönetimindeki titiz yaklaşımımız sayesinde, en büyük kredi portföyüne sahip olmamıza karşın, benzer ölçekli bankalar içinde en düşük takipteki krediler oranına sahip durumdayız. Bu alandaki tavizsiz ve titiz yaklaşımımızı 2010’da da sürdüreceğiz. Kredi onay ve risk izleme sistemlerimizi sürekli yatırım yapmaya, daha da geliştirmeye devam edeceğiz. Her zaman olduğu gibi 2010’da da risklerimizi doğru tanımlayıp iyi yöneterek, sürdürülebilir bir büyüme için var gücümüzle çalışacağız.

 

Bankanın şube ağına bu sene yenileri eklenecek mi? Buna paralel olarak yeni elemanların işe alınması söz konusu mu?

 

Uzun vadeli stratejik hedeflerimiz doğrultusunda 2010 yılını, 80’in üzerinde yeni şube açarak, toplamda 875 şube ile tamamlamayı planlıyoruz. Bu hedefin insan kaynağına da tabii ki bir yansıması olacak ve yeni istihdam yaratılacaktır.  

Tecrübeli bir banka yöneticisi olarak, Türkiye ekonomisinin 2010 fotoğrafında neler görüyorsunuz? Bu yıl ülke ekonomisinde kayda değer ilerlemeler yaşanacak mı sizce? Ekonominin öne çıkan problemleri neler olabilir?

 

2010 yılı genel olarak, krizden çıkış yılı olacak. Kriz döneminde kötüleşen makroekonomik göstergeler, kriz öncesi seviyelere dönmese de, normalleşme sürecine girecekler.  Ekonomik büyüme 2009’da yüksek daralmanın da etkisiyle, %4 civarına çıkabilir. Kapasite kullanım oranlarındaki düşüşler, yatırımlarda kısa dönemde ciddi bir ivmelenme beklememek gerektiğini gösteriyor. Yüksek işsizlik oranları ise özel tüketim talebini sınırlayabilir. Yine de büyümenin eksi rakamlardan artıya geçmesi ve petrol fiyatlarındaki yükseliş ile ithalatın yükselmesi ve cari işlemler açığını 20 milyar doların üstüne taşıması beklenebilir. Talep koşullarındaki sınırlı artışa rağmen, vergi oran artışları, baz etkisi ve enerji fiyatları enflasyonun %7-8 aralığında kalmasına sebep olabilir. 

 

Ekonomik büyümedeki toparlanmaya paralel olarak, bütçe açığının da daha makul seviyelere inmesi beklenmeli. Özellikle son aylardaki vergi tahsilatındaki artış göz önüne alındığında, bütçe açığının 2009’daki 52 milyar TL’nin altına ineceği gözüküyor; fakat 2010 yılında kamu maliyesi ile ilgili en önemli nokta, mali kural uygulaması ile ilgili yapılacak düzenlemeler olacak. Hükümet 2011 yılında uygulamaya başlayacağı mali kuralın ana hatlarını 2010’un ilk yarısında netleştirmeyi planlıyor. Uzun vadeli bütçe dengeleri ile ilgili öngörünürlülük sağlayacak olan mali kural, Türkiye ekonomisine duyulan güvenin artmasına önemli katkı sağlayacaktır. 

 

Türk bankacılık sektörüyle ilgili bir değerlendirme alabilir miyiz? Sizin bakış açınızla, sektörün artıları ve eksileri neler?  Türk bankacılık sektörünün daha da ilerleyerek, yurtdışında da başarılara imza atabilmesi için neler yapılabilir?

 

2008 yılından itibaren dünya genelinde finansal sektörde ciddi bir kriz yaşandı. Krizle mücadele edebilmek için pek çok banka devlet desteği almak durumunda kaldı. Bugün kriz önemli ölçüde atlatılmış olsa da pek çok ülkede finansal sistem hâlâ kırılgan bir durumda. Türkiye’deki durum ise oldukça farklı. Bunun başlıca sebebi, sağlam düzenleyici alt yapı ve çok gelişmiş risk yönetimi anlayışı. Sektörün temel göstergeleri de bu çıkarımı destekler nitelikte. Mevduat bankalarının toplam özkaynakları, 2009 yılı sonunda önceki yıla göre %28 artışla 92 milyar TL seviyesine ulaştı. Sermaye yeterlilik oranı ise %19 ile %8 olan yasal limit ve %12 olan tavsiye edilen seviyenin oldukça üzerinde. Mali bünyenin yanı sıra sermayenin kârlılığı da sağlıklı işleyiş anlamında önemli bir göstergedir. Birçok ülkede bankalar zarar ederek özkaynak kaybına uğrarken, 2009 yılında Türk bankacılık sektörü %22 civarında bir sermaye getirisi elde ederek bu alanda da başarılı bir performans sergiledi.

 

Türk bankacılık sektörünün diğer önemli bir artısı da, teknolojideki gelişmeleri yakından takip ederek hızla yeni ürünler ve hizmetler sunabilmesi. Yenilikçiliğe verilen bu önem bankalarımıza dünya çapında ödüller de kazandırdı.

 

Türkiye, bulunduğumuz bölgenin en büyük ekonomisine sahip ve ekonomik anlamda lider ülke konumunda. Buna paralel olarak, hiç şüphesiz bankacılık sektörü de bölgede daha aktif bir rol üstlenebilir. Aslında bu anlamda çeşitli girişimler var. Ancak daha büyük adımlar atılabilir. Global finansal krizin bir sonucu olarak dünya genelinde pek çok finansal kurum öncelik verdikleri iş kollarına ve coğrafyalara odaklanmak üzere portföylerini gözden geçireceklerdir. Bu kapsamda bölgemizde Türk bankalarının değerlendirebileceği fırsatlar çıkacaktır.

 

Türk bankacılığında uzun bir aradan sonra yeni bir birleşme ve satın alma dalgasının başlamasını bekliyor musunuz? 

 

Ülkemizde faaliyet gösteren yabancı bankaların tutumları bu konuda belirleyici olacaktır. Daha önce de belirttiğim gibi, dünya genelinde bankalar portföylerini gözden geçiriyorlar. Bu eğilimin Türkiye’ye de yansımaları olabilir.

 

Türk bankacılık sektörünün krizi hasarsız atlatıp, Batıdaki örneklerden farklı olarak kamu maliyesine bir külfet yaratmayıp, tam aksine fazla kâr ederek krizden fırsatçılık sağladığı iddia edildi. Bu konudaki yorumunuzu öğrenebilir miyiz?

 

Türk ekonomisinin küçüldüğü bir dönemde, pek çok reel sektör şirketinin aksine bankaların kârlılıklarını arttırması, dikkatlerin sektör üzerinde toplanmasına sebep oldu. Bu kârlılığın, merkez bankasının faizleri hızla indirmesinden yararlanılarak yakalandığı ifade edildi. Oysa bankacılık sektörü ciddi bir bedel ödediği 2001 krizinden sonra bir yeniden yapılanma süreci yaşadı. Zayıf bankalar sektörden ayıklanırken, regülasyon anlamında önemli adımlar atıldı. Krizden çıkarılan dersler sayesinde bankalar kur ve kredi riski konularında çok daha gelişmiş uygulamalar benimsediler. Bugün açık pozisyonu bulunmayan dengeli finansal yapısı ile sektör, hem dünya bankacılığına hem de diğer Türk şirketlerine örnek teşkil edecek konumdadır.

 

Öte yandan, düşen faiz döneminde elde edilen kârların önemli bir kısmının devlet borçlanma senetlerinden elde edildiği düşünüldüğünde, bankaların kriz döneminde artan kamu borçlanma ihtiyacının en önemli finansörü olduğu görülüyor. Ocak 2010 itibariyle mevcut iç borç stoğunun yaklaşık %63’ünün alıcısı olan bankalar bu desteği vermemiş olsalardı, finansman ihtiyacının karşılanması güçleşecek ve ekonomideki daralmaların etkisi artacaktı. Bu nedenle bankaların sadece kârlılıklarını değil, ekonomiye olan katkılarını da göz önünde bulundurmak gerekir diye düşünüyorum.

 

Kamunun büyük borçlanma gerekliliği özel sektöre fon aktarılmasını ciddi şekilde engellemekte. Her ne kadar Garanti Bankası özelinde çok geçerli olmayan bu durumun önümüzdeki dönemde değişmesini bekliyor musunuz?

 

2009 yılında yaklaşık %104 olan iç borç çevirme oranı, son aylardaki bütçe performansının devam etmesi durumunda %100 civarına, hatta aşağısına bile düşebilir. 2009 yılında gerek kredi talebindeki daralmaya, gerekse faizlerdeki hızlı düşüşün oluşturduğu ekonomik şartlara bağlı olarak menkul değerlere yaptığımız plasmanı artırmıştık. Buna karşın krediler, %47 ile halen toplam aktiflerimiz içinde en yüksek paya sahip kalem olmaya devam ediyor. Kredi talebinde beklediğimiz artışı gördüğümüz takdirde kredilerin bilançomuz içindeki ağırlığını daha da artıracağız.

 

Garanti Bankası’nın uzun vadeli hedefleri arasında neler bulunuyor?

Her ne kadar global krizin dip noktasını geride bırakmış olsak da, içinde bulunduğumuz şartlar altında kurumlar için uzun vadeli planlar yapmak kolay değil. Garanti Bankası olarak öncelikli hedefimiz, Türkiye’nin önde gelen finansal hizmetler sağlayıcısı olmak. Dönemsel olarak bazı sektörlere ya da ürünlere öncelik versek de, tartışmasız liderlik hedefimize paralel olarak, sürdürülebilirlik odaklı değer yaratma fırsatı olan bütün önemli alanlarda sektör liderliğini hedefliyoruz ve planlarımızı bu çerçevede yapıyoruz.

 

Önümüzdeki dönemde de her koşulda müşterilerimizin yanında yer alacağız ve yenilikçi ürünlerle değer yaratmaya devam edeceğiz. Güçlü teknolojik alt yapımızı ve pazarlama yetkinliklerimizi kullanarak pazardaki konumumuzu güçlendireceğiz. Bunu yaparken önceki yıllarda olduğu gibi genişleyen şube ağımıza ek olarak şube dışı kanalları da etkin şekilde kullanacağız.

 

Garanti Bankası olarak bölgesel bir oyuncu olma hedefimizi de korumaktayız. 1998 yılından beri faaliyette bulunduğumuz Romanya’da 2006 yılından sonra daha geniş kapsamlı ürün ve hizmet sunumu için, bireysel ve KOBİ segmentlerine ve kart ürünlerine odaklanmaya başladık. Bu ülkedeki varlığımızı kontrollü olarak arttırma azmindeyiz.

Son Güncelleme ( 10 08 2010 )
 
< Önceki   Sonraki >




© Copyright 2007 2008 www.boryad.org
oyun
hobi
teknolojijoomla