|
Türkiyede toplam 350 milyon dolar civarı yatırımı bulunan QVT fonunun CEO’su Angelo Moskov BORYAD Dergisinin Kasım Sayısında özel röportajı ile yer aldı. “Galatasaray yönetimi, milyonlarca taraftara sahip olmanın kendilerini sermaye piyasalarındaki kurumsal yönetim ilkelerinden muaf kıldığını düşündü.”“Kurumsal yönetim, Türkiye piyasasının benimsemekte en zorlandığı kavram. Bu anlamda geçmişte yaşadiğimiz Galatasaray tecrübesi, utanç verici ve dikkate değer bir örnek. Tire Kutsan olayını da bu kötü tecrübelerimiz arasinda sayabiliriz.”
Genel anlamda Türkiye kamuoyu QVT’yi Galatasaray’la olan ortaklığından dolayı tanıdı. QVT`nin faaliyet alanları ve iş çerçevesini bize biraz tanıtabilir misiniz? QVT, çoklu stratejilere sahip iki hedge fonu ve buna ek olarak da Deutsche Bank için ayrı bir ticaret hesabını yönetiyor. Biz, göreli değer arbitrajından endeks arbitrajına ve kısa-uzun vadeli işlemlere kadar birçok değişik stratejiler izlemekte ve farklı sektörlere yatırım yapmaktayız. Yönettiğimiz varlıkların toplam değeri ise 9 milyar doları aşıyor. Dünya genelinde 57 ülkenin borsalarında hisseleriniz bulunuyor. Uluslararası bir fon olarak yatırım yaparken öncelikli kriterleriniz nelerdir? Gelişmekte olan ülkelere yönelik yatırımlarınızda gelişmiş ülkelerden farklı olarak nelere dikkat ediyorsunuz? Biz, varlıkları ucuza alıp pahalıya satmaya çalışırken piyasadaki genel dalgalanmalara kapılmadan hareket etmeye çalışıyoruz. Bu da şu anlama geliyor: Genellikle portföyümüzdeki enstrümanların en az %30-50’si kadar açığa satış yapıyoruz. Türkiye'de 150 milyon dolarlık likit, 200 milyon dolarlık da hisse yatırımlarınız var. Türkiye piyasasında yatırım yaparken ne tür sıkıntılarla karşılaştınız? Yıl içinde çeşitli sorunlar yaşadık, ancak bunların en ciddileri kurumsal yönetimle ilgili olanlardı. Türkiye, kurumsal yönetimde belli başlı Avrupa piyasalarının hâlâ çok gerisinde. Bu, piyasanın en zayıf yönlerinden birisi. Kurumsal yönetim, Türkiye piyasasının benimsemekte en zorlandığı kavram. Bu anlamda geçmişte yaşadığımız Galatasaray tecrübesi, utanç verici ve dikkate değer bir örnek. Tire Kutsan olayını da bu kötü tecrübelerimiz arasında sayabiliriz. Galatasaray yönetimi, milyonlarca taraftara olmanın kendilerini sermaye piyasalarındaki kurumsal yönetim ilkelerinden muaf kıldığını düşündü. Hisse arzı esnasında herkese açık bir sunum yaptılar, ama sonrasında verdikleri bilgilerle çelişen ve azınlık hissedarlarının zararına olan bir birleşmeye imza attılar. Tire Kutsan da ilginç bir örnek!.. Yıllar boyunca mütevazı rakamlar açıkladıktan sonra, tam da yabancı yatırımcıya satış öncesinde, geçmiş rakamlarla bariz biçimde çelişen büyük kârlar açıkladılar. Bu durumda yatırımcıların kafasında “haklı olarak” bazı sorular oluştu: Eğer resmi kârlılık rakamları bu kadar büyük bir sıçrama gösterdiyse, nasıl oluyordu da şirketin hisse değeri bu kadar düşük kalıyordu? Acaba bunun sebebi şirketin gerçek hisse değerinin, yabancı alıcının hisse devir teklifinde azınlık hissedarlara fazla ödeme yapmaktan kaçınması için, beyan edilen değerin çok üstünde olması mıydı? Belki de bu, daha fazla araştırmaya değer bir konu. Türkiye’deki yatırım miktarını artırmak ya da azaltmak gibi bir planınız var mı? Genel olarak konuşmak gerekirse; piyasadaki fırsatlar arttıkça biz de Türkiye’deki yatırımlarımızı artırmayı umuyoruz. Kurumsal bir yabancı yatırımcı gözüyle, Türk piyasalarında ne tür düzenlemelerin yapılması piyasalar açısından faydalı olur? Öncelikle şirketleri, halka arz öncesi yapılan sunumlarda yanıltıcı bilgiler vermeleri veya çarpıtılmış kârlılık rakamları açıklamaları durumunda tam sorumluluk almaya zorlamak gerek. Ayrıca şirketlerin kazançlarını manipüle etmelerine olanak tanıyan ilişkili taraf işlemleri konusunda sert kurallar ve bildirim zorunlulukları getirmek çok önemli. Zorunlu devralmalarda; hisse fiyatlarının istatistiki hesaplamaları değil de şirketin gerçek değerini yansıtması için daha sıkı kurallar koymanın da piyasalara fayda sağlayacağını düşünüyorum. Hissedarı olduğunuz bir şirketin yönetim kurulunda bağımsız bir üye olarak görev almayı düşünür müsünüz? Türkiye’de yatırım yaptığınız şirketlere bu yönde bir talebiniz oldu mu? Daha önce böyle bir talebimiz oldu. Tire Kutsan olayında azınlık hissedarları temsilen yönetim kurulunda yer almak için başvuruda bulunduk ve “Şirket bu fikirden hoşlanmıyor, şimdiki yönetim kurulunun eksik bir yanı yoktur” cevabını aldık. İlginç bir mantık!.. Bana göre Tire Kutsan yönetimi, hissedarların yönetim kurulunda ancak kendileri uygun gördüğü zaman temsil edilmesi gerektiğine inanıyor. Bu da bana Stalinist ‘demokrasi’ anlayışını anımsatıyor. Ne mutlu bize ki, hükümetlerimiz seçimler konusunda aynı görüşlere sahip değil; aksi halde korkunç dikta rejimlerinde yaşıyor olurduk. Türkiye’de mortgage piyasası henüz oluşum aşamasında. Bu piyasanın geleceğine yönelik hem olumlu hem de olumsuz değerlendirmeler var. Sizin gayrimenkul sektörünün geleceği ile ilgili görüşleriniz neler? Bu alanda yeni yatırımlar yapmayı düşünüyor musunuz? Gayrimenkulün ilgi çekici bir yatırım alanı olduğunu düşünüyoruz. Bizim de bu alanda yatırım yapmak için fırsat beklediğimizi söyleyebilirim. Türkiye’de borsa yatırımcılarını temsil eden ilk sivil toplum örgütü olan BORYAD hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz? BORYAD’ın girişimlerini takdir ediyorum. Hissedar haklarını savunan benzer aktif grupların diğer ülkelerde olduğu gibi çoğalmasını umuyorum. Türkiye’de bu dernek var olduğu ve aktif biçimde çalıştığı için memnunum. Çünkü bu durum bana, insanların hisse senedi piyasasının büyümesini ve gelişmesini ciddiye aldıklarını ve BORYAD’ın çabaları sayesinde gelecekte daha iyi şeyler olacağını gösteriyor. |