Advertisement
Ana Menü
Araştırmalar
Temel Eğitim
Etkinlikler
Basında Boryad
Hakkımızda
Arama
İletişim
Linkler
Haberler
English
Giriş Formu





Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun
Hava Durumu
Turkcell Ceo’su Süreyya Ciliv PDF Yazdır E-Posta
07 11 2007

Turkcell Ceo’su Süreyya Ciliv Boryad dergisi’ne yaptığı

açıklamada “Rekabet Turkcell’i daha da büyüttü” dedi.

 

“3g teknolojisini bir an önce Türkiye’ye getirmek istiyoruz. 3g’nin Türkiye’ye gelmesinin gecikmesiyle hız, zaman, kaynak ve rekabet avantajı konularında kayıplar yaşanacağını düşünüyoruz. Ekibimle ve iş ortaklarimizla birlikte çalişarak turkcell’i avrupa’da lider ve dünyanin en iyi teknoloji firmalarindan biri haline getirmeyi arzuluyoruz. Bu nedenle iletişim ve teknolojiyle ilgili yeni sektörlerde, yeni teknolojilerde ve yeni bölgelerde büyümek için tüm firsatlari değerlendiriyoruz.

Türkiye’nin dev şirketlerinden biri olan Turkcell’in “CEO” koltuğuna oturduğunuzda öncelikleriniz neler oldu?
2006 sonunda Türkiye’ye dönmeden önce ABD Microsoft’ta 1200 kişinin çalıştığı bir grubun başındaydım. 108 ülkede faaliyet gösteren, dünya devi bir şirketin merkezinde 6 yıl boyunca satış, pazarlama, strateji ve planlama konularında çalışmıştım. Teknoloji dünyasında ürün geliştirme, satış-pazarlama ve iş ortaklarının idaresi gibi konularda tecrübem vardı. Bu tecrübeler beni bir CEO olmaya hazırlamıştı. Bu yüzden Turkcell’deki ilk görevim Turkcell çalışanlarının motivasyonlarını artırmak, şirket değerini yükseltmek ve şirketin büyümesini sağlamaktı. Önceliğim, “Türkiye’nin lider GSM operatörü” olan bu şirketi, dünya çapında bir iletişim ve teknoloji şirketine dönüştürme hedefini hayata geçirmek oldu. Bunun dışında üç ana önceliğim; pazarda rekabete karşı kazanmaya devam etmek, müşterilerimizin memnuniyetini ve Turkcell’e bağlılıklarını maksimumda tutmak ve şirketi büyütmek. 
 

Bir yönetici olarak lider bir şirketi devralmanın avantajları ve dezavantajları neler? 

Turkcell benden önceki yöneticileri, yatırımcıları ve çalışanları sayesinde bir numara olmuş. Bir dünya şirketi haline gelmiş. Bu benim için hem bir avantaj hem de dezavantaj. Avantaj, çünkü bir şirket kültürü artık yerleşmiş ve işler sağlıklı yürüyor. Dezavantaj, çünkü hedefler çok büyük ve çıta gittikçe yükseliyor. Ama biz arkadaşlarımla beraber bu dezavantajı da avantaja dönüştürmeyi bildik. Turkcell’deki arkadaşlarımla gurur duyuyorum. Bu arkadaşlar hakikaten çok dinamik ve kendilerini çok iyi yetiştirmişler. İş ve teknoloji dünyasındaki gelişmeleri yakından takip eden, dünya standartlarında bir çalışan kadrosu var. Hepsinden önemlisi açık fikirli olmaları beni çok etkiledi. Turkcell bu arkadaşlarla birçok şeyi çok doğru yapıyor ve yenilikçi fikirlerin hayata geçirilmesi daha kolay oluyor.  

Turkcell’de çok ortaklı bir yapı söz konusu. Ortaklar arasında da çeşitli konularda uyuşmazlıklar var. Buna rağmen tüm ortakların onayladığı bağımsız bir yönetici olarak seçilmenizi neye bağlıyorsunuz? 

CEO’luk görevini kabul etmeden önce Turkcell’in tüm ana ortaklarıyla teker teker görüşmeler yaptım. Turkcell gibi büyük ve önemli bir şirketin başına geçmenin sorumluluğu büyük, ancak hayat tecrübeme bakınca bu pozisyona hazır olduğumu gördüm ve onlar da beni istediği için görevi kabul ettim. Şirket ortakları arasında sorunlar olabilir. Bu bizim performansımızı etkilemiyor. Bizim görevimiz Turkcell’i geleceğe taşımak, şirketi büyütmek ve kârlılığı artırarak tüm ortaklarımıza değer katmak. Şirketin finansal ve operasyonel faaliyetleri söz konusu olduğunda ortaklarımız yönetim kurulu toplantılarında stratejik kararları alabiliyor. Zaten şirketimizin operasyonel ve finansal performansı da bunu gösteriyor.    

Yurtdışı pazarına odaklanmayı planladığınızı birçok defa dile getirdiniz. Turkcell global bir oyuncu olma hedefini taşıyor mu? Bu konuda çalışmalarınız var mı? 

Evet, kesinlikle!.. Turkcell bir iletişim ve teknoloji şirketi. Ekibimle ve iş ortaklarımızla birlikte çalışarak Turkcell’i Avrupa’da lider ve dünyanın en iyi teknoloji firmalarından biri haline getirmeyi arzuluyoruz. Yatırımlarımızı bu doğrultuda yapıyoruz. Bu nedenle iletişim ve teknolojiyle ilgili yeni sektörlerde, yeni teknolojilerde ve yeni bölgelerde büyümek için tüm fırsatları değerlendiriyoruz. Şu anda Ukrayna, Kuzey Kıbrıs ve Fintur aracılığıyla Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Moldova’da yatırımlarımız var. Bu yıl Türkiye’deki operasyonlarımızda kaydettiğimiz güçlü performans yurtdışı operasyonlarımız, özellikle de Ukrayna tarafından takip edildi. Ukrayna’daki iştirakimiz Astelit’in gelirleri ikinci çeyrekte %178 arttı. Bundan sonra makul ve rasyonel yatırım fırsatı bulduğumuz bölgelerde de faaliyet göstermeyi hedefliyoruz. 

GSM pazarında rekabet her geçen gün daha da kızışıyor. Bu keskin rekabet ortamı şirketinizin kararlarını ne ölçüde etkiliyor? 

Rekabetin arttığı doğru. Ancak rakamlar, rekabet arttıkça Turkcell’in kazandığını gösteriyor. 2007’nin ikinci çeyreğinde gelirlerimiz %29 artarak 1.5 milyar dolara ulaştı. Net kârımız %215 oranında arttı ve 274 milyon dolar oldu. Toplam abone sayımız geçen yıla kıyasla %13 artarak 33.8 milyona ulaştı. Bir çeyrekte 1.5 milyonluk net abone alımı bizim için bir rekor. Bütün bunlar şunu gösteriyor: Müşterilerimiz en geniş kapsama alanı ve en kaliteli iletişim, en çok kişi ile en uygun fiyata konuşma, en yaygın ve en kaliteli hizmet ağı gibi güçlü değer tekliflerimizi beğendiler ve tercih ettiler. 2007’nin ilk yarısında rekabet çok çetinleşti ama rekabet arttıkça Turkcell büyüdü. Biz kendi işimize ve hedeflerimize odaklanıyoruz.  

Görüntülü konuşma imkânı sağlayacak 3. Nesil (3G) ihalesinin iptal edilmesi konusundaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz? 

Türk halkı 3G’yi kullanmaya hazır ve her geçen zaman Türkiye için kayıp. 3G görüntülü telefondan öte, Türkiye’nin ekonomik büyümesine katkı sağlayacak bir teknoloji. 3G teknolojisi mobil ortamda internete hızlı erişim sağlayacak ve Türkiye’nin her köşesinden bilgiye ulaşmak mümkün olacak. Turkcell olarak 3 yıldır bu teknolojiyi halkımıza sunmak için hazırlanıyoruz. 3G’nin Türkiye’ye gelmesinin gecikmesiyle ülkemiz için hız, zaman, kaynak ve rekabet avantajı konularında kayıplar yaşanacağını düşünüyoruz. Biz her zaman olduğu gibi en yeni teknolojileri ülkemiz insanıyla buluşturmak için çalışmaya ve Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmaya devam edeceğiz. 

Numara taşınabilirliği konusu, Türkiye’de henüz netlik kazanmadı. Avrupa’daki örneklerinden hareket edersek; çok büyük abone geçişleri oldu mu? Sizce Türkiye’de nasıl bir süreç yaşanacak?  

Yurtdışındaki örneklere baktığımızda numara taşınabilirliği uygulamasının abone geçişi anlamında çok büyük bir etkisinin olmadığını, en fazla %10 oranında bir hareketlilik olduğunu görüyoruz. Turkcell olarak Mobil Numara Taşınabilirliği uygulamasını destekliyoruz ve hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Biz, müşterilerimizin mecburiyetten değil memnuniyetten Turkcell’i seçtiklerine inanıyoruz. Bu yüzden bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyoruz. 

Turkcell hem NYSE hem de İMKB’ye kote olan bir şirket. Bu durumun Turkcell için doğurduğu sonuçlar nelerdir? 

Her şeyden önce evrensel kurumsal yönetim ilkelerini uygulayarak finansal ve operasyonel anlamda şeffaf olma vizyonumuzu güçlendiriyor. Turkcell, Sarbanes Oxley yasasını uygulayarak kurumsal yönetim uygulamalarını iyileştiriyor. Ayrıca NYSE’e kote olan ilk ve tek Türk şirketi olmak kurumsal itibarımızı artırarak etkin ve kuvvetli bir uluslararası marka olmamızı sağlıyor.  Hisselerimizin New York Borsası’nda işlem görmesi yurtdışı yabancı kurumsal yatırımcıya ulaşmamızı sağlıyor.  

Dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan Microsoft’ta uzun yıllar görev yapmış biri olarak, Türkiye’deki şirketlerin kurumsal yönetim performanslarını nasıl buluyorsunuz? 

Türkiye’deki üst düzey yöneticilerin kurumsal performanslarına baktığımızda bu alandaki ilerlemeyi görebiliyoruz. Buradaki kritik nokta, Türk yöneticilerinin dünyayla giderek daha çok bütünleşmesi. Dünyayla her geçen gün daha çok entegre olan Türkiye’nin, dinamik, yaratıcı ve genç yöneticileri de performanslarını giderek artırıyor. Ayrıca Türkiye’nin dinamizmden kaynaklanan çok önemli avantajları var. Her ortamda şunu rahatlıkla söylüyorum: Turkcell’deki çalışanların Microsoft’takilerden eksiği yok, fazlası var. Bence bu Türkiye’deki yöneticiler için de geçerli. Buradaki yöneticiler daha çalışkan ve hırslı. Bu durum şirketlerin kurumsal yönetim performanslarını da pozitif etkiliyor.  

Son yıllarda oluşan “hissedar değerini artırmak” kavramını Turkcell açısından yorumlar mısınız? 

Turkcell’e geldiğimde en önemli önceliklerimizden birinin de hissedar değerini artırmak olduğunu ifade etmiştim. Bu kavram şirketin verimliliğini, makul ve rasyonel yatırımlarla iş alanımızı büyütmeyi, müşteri memnuniyetinin maksimize edilmesini, çalışan memnuniyetini artırmayı ve Turkcell’in yaratığı toplumsal faydayı kapsıyor. Turkcell tüm bu başlıklarda üst düzeyde performans gösteren örnek bir şirket. Şirketin hisse değerinin yanında kurumsal itibarının ve toplam performansının sürekli artması “hissedar değerini artırmak” kavramıyla birleşiyor. Bu anlamda Turkcell hissedar değerini artırmayı çok önemseyen bir şirket ve operasyonel ve finansal rakamlar da gösteriyor ki, hissedarlarımız Turkcell’e yatırım yaparak çok doğru bir karar vermişler.  

Turkcell’in önümüzdeki döneme ilişkin vizyonu hakkında neler söyleyeceksiniz?  

Daha önce de belirttiğim gibi biz artık Turkcell’i sadece bir GSM operatörü olarak görmüyoruz. Bir iletişim ve teknoloji şirketi olarak Turkcell’in en önemli hedefi, dünyanın sayılı iletişim teknolojileri şirketlerinden biri olmaktır. Çalışmalarımızı ve yatırımlarımızı bu doğrultuda sürdürüyoruz. Bu nedenle Ar-Ge’ye büyük önem veriyoruz; yine bu nedenle Türkiye’ye 3G’yi bir an önce getirmek istiyoruz. 2007’de aldığımız sonuçlar, bu hedeflerimize giderek daha büyük bir ivmeyle yaklaştığımızı gösteriyor.

Son Güncelleme ( 07 11 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
© Copyright 2007 2008 www.boryad.org
using joomla
dizi oyunlar